İngilizce » Türkçe  |
Yukarı  |
| absence |
{'æbsəns}
- {N} yokluk, bulunmama, dalgınlık, gıyap
|
|
|
|
| absence |
i. 1. yokluk, bulunmama: We felt her absence. Yokluğunu hissettik. He returned after an absence of six months. Altı aylık bir aradan sonra döndü. What have you been doing in my absence? Ben yokken siz nelerle meşgul oldunuz? We noted a complete absence of self-respect. En ufak bir onur belirtisi görmedik. 2. yokluk, (bir yerde bulunması gerekirken orada) bulunmama: Your absences have become too many. Yoklukların artık fazla oldu. |
|
| absence |
i. gaybubet, yokluk; (huk). gaip oluş, gıyap; dalgınlık. |
|
| absence |
yokluk |
|
| absence |
ab.sence
äb'sıns
İsim
* yokluk; bulunmama:
We felt her absence.
Yokluğunu hissettik.
He returned after an absence of five months.
Beş aylık bir aradan sonra döndü. |
|
|
İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar |
Yukarı  |
| in the absence of |
|
|
| absence of mind |
|
|
| absence without leave |
- {N} izinsiz ayrılma, firar
|
|
| absence of mind |
dalgınlık. |
|
| absence without leave |
ask. (tekrar dönmek üzere görev yerinden) izinsiz olarak ayrılma. |
|
| in the absence of |
-in yokluğunda: In the absence of any guidelines this is what we came up with. Bize yol gösterecek bir şeyler olmadığı için ancak bunu yapabildik. |
|
| leave of absence |
izin. |
|
| leave of absence |
* izin. |
|
| leave of absence |
izin |
|
| absence of mind |
dalgınlık |
|
| absence without leave |
izinsiz ayrılma, firar |
|
| in the absence of |
yokluğunda, yokken |
|
|
|