• sözlük
  • dictionary
  • wörterbuch
  • çeviri
New Layout
Text Translation
Old Layout
Web Search
WORD
     

Google Translate
WORD
     
Language selection
»
|

Müthiş buluş. İngilizce konuşmayan kalmayacak. Nasıl mı? Tıklayın!

English » Turkish Top
give away
  • {V} bağışlamak, vermek, feda etmek, ele vermek
give away
1. hediye olarak vermek, hediye etmek: She gave her dog away. Köpeğini birine hediye etti.
2. ele vermek.
give away * hediye olarak vermek, hediye etmek: She gave her dog away. Köpeğini birine hediye etti. * ele vermek.
give away bağışlamak, vermek, feda etmek, ele vermek

English » Turkish Indirect results Top
give a good account of oneself
  • {V} kendini göstermek, yüzünün akıyla çıkmak
give an account of
  • {V} hesap vermek
give an account of oneself
  • {V} hesap: yaptığının hesabını vermek, nerede ne yaptığını anlatmak
give affront to
  • {V} hakaret etmek, herkesin içinde hakaret etmek, küçük düşürmek
give oneself airs
  • {ID} hava atmak, havalara girmek, fiyaka yapmak
give smth. an airing
  • {V} havalandırmak
give the alarm
  • {V} alârm çalmak, tehlike işareti vermek
Does your clinic give anonymous AIDS tests?
  • {PHR} isimsiz: Kliniğiniz isimsiz AIDS testi yapıyor mu?
Could you please give me an appraisal for this?
  • {PHR} değer: Bunun için değer biçer misiniz?
give audience to smb.
  • {V} huzuruna kabul etmek
Give me several slices of bacon, please.
  • {PHR} domuz: Birkaç dilim domuz pastırması verin, lütfen.
give smb. the bag
  • {ID} kovmak
Please give me a bag of potato chips.
  • {PHR} poşet: Bir poşet patates çipsi verin lütfen.
Please give me a bar of soap.
  • {PHR} kalıp: Bir kalıp sabun verin lütfen.
give smb. beans
  • {ID} azarlamak, paylamak
give a beating
  • {ID} dövmek, yenmek, sopa çekmek
Please give me a bottle of beer.
  • {PHR} bira: Lütfen bir şişe bira verin.
give smb. the benefit of
  • {V} yararlandırmak
give a wide berth to
  • {ID} uzak durmak, yanına sokulmamak
give smb. best
  • {ID} yenilgiyi kabullenmek