| give a good account of oneself |
- {V} kendini göstermek, yüzünün akıyla çıkmak
|
|
| give an account of |
|
|
| give an account of oneself |
- {V} hesap: yaptığının hesabını vermek, nerede ne yaptığını anlatmak
|
|
| give affront to |
- {V} hakaret etmek, herkesin içinde hakaret etmek, küçük düşürmek
|
|
| give oneself airs |
- {ID} hava atmak, havalara girmek, fiyaka yapmak
|
|
| give smth. an airing |
|
|
| give the alarm |
- {V} alârm çalmak, tehlike işareti vermek
|
|
| Does your clinic give anonymous AIDS tests? |
- {PHR} isimsiz: Kliniğiniz isimsiz AIDS testi yapıyor mu?
|
|
| Could you please give me an appraisal for this? |
- {PHR} değer: Bunun için değer biçer misiniz?
|
|
| give audience to smb. |
|
|
| Give me several slices of bacon, please. |
- {PHR} domuz: Birkaç dilim domuz pastırması verin, lütfen.
|
|
| give smb. the bag |
|
|
| Please give me a bag of potato chips. |
- {PHR} poşet: Bir poşet patates çipsi verin lütfen.
|
|
| Please give me a bar of soap. |
- {PHR} kalıp: Bir kalıp sabun verin lütfen.
|
|
| give smb. beans |
|
|
| give a beating |
- {ID} dövmek, yenmek, sopa çekmek
|
|
| Please give me a bottle of beer. |
- {PHR} bira: Lütfen bir şişe bira verin.
|
|
| give smb. the benefit of |
|
|
| give a wide berth to |
- {ID} uzak durmak, yanına sokulmamak
|
|
| give smb. best |
- {ID} yenilgiyi kabullenmek
|
|