English » Turkish  |
Top  |
| mat |
{mæt}
- {A} mat, donuk, buzlu (cam)
- {N} hasır, keçe, paspas, bardak altlığı, dolaşık yığın
- {V} hasır ile örmek, hasır gibi yapmak, dolaşmak, keçeleşmek
|
|
| mat |
i. paspartu, resim ve çerçeve arasındaki karton kenar.
f. (
__ted,
__ting) (resmin etrafına) paspartu geçirmek.
s. mat, donuk. |
|
| mat |
i. 1. hasır. 2. paspas. 3. altlık. 4. keçeleşmiş saç, kıllar, lifler v.b. 5. (saç, kıl, lif v.b.´nde) düğüm.
f. (
__ted,
__ting) 1. hasır ile örtmek. 2. keçeleştirmek; keçeleşmek. 3. düğümlenmek, birbirine dolaşmak. |
|
| mat |
i.
f. (-ted, -ting) hasır; paspas; bardak veya vazo altllığı; arap saçı gibi bir birine dolaşmış yığın;
f. hasır ile örtmek; bükerek veya keçeleştirerek hasıra benzetmek; hasırlaşmak, keçeleşmek; düğümlenmek, bir birine dolaşmak, çitişmek. |
|
| mat |
i.
f. (-ted, -ting)
s. resim ve çerçeve arasındaki karton kenar; matb. hurufat kalıbı, matris; mat. yüzey; yüzeyi matlaştırıcı alet;
f. matlaştırmak; resim etrafına karton çerçeve geçirmek;
s. mat, donuk. |
|
|
Turkish » English  |
Top  |
| mat |
- {A} dull, matt, opaque, mat, darkish, lackluster, lacklustre [Brit.], sober
- {N} checkmate, mate
|
|
| mat |
,-tı mat, dull, lusterless. |
|
| mat |
,-tı chess checkmate, mate, being checkmated.
__ etmek /ı/ 1. to checkmate. 2. to bring (someone´s, something´s) progress to a halt, outmaneuver. 3. to silence, reduce (someone) to silence (by superior argumentation).
__ olmak 1. to be checkmated. 2. to be outmaneuvered. 3. to be reduced to silence. |
|
| mat |
mat{ı}
satranç
* checkmate, mate, being checkmated. |
|
| mat |
mat{ı}
* mat, dull, lusterless. |
|
|
|