İngilizce » Türkçe  |
Yukarı  |
| terms |
{tɜ:rmz}
- {N} yakınlık, şart: şartlar, fiyat, koşul: koşullar, samimiyet, ücret
|
|
|
|
| terms |
1. (f.) isim vermek, adlandırmak, demek. ,terim/vade/dönem,xyz adlandır. 2. terim/vade/dönem/koşul,xyz adlandır. 3. şartlar. koşullar. anlaşma koşulları. |
|
| terms |
1. terim/vade/dönem/koşul,xyz adlandır. 2. şartlar. koşullar. anlaşma koşulları. |
|
| terms |
* şartlar, koşullar, anlaşma koşulları |
|
| terms |
şartlar |
|
|
İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar |
Yukarı  |
| on bowing terms |
- {ADV} selâmlaşmaktan öteye gitmeyen
|
|
| contradiction in terms |
|
|
| payment on deferred terms |
|
|
| on deferred terms |
|
|
| deferred terms |
- {N} taksitle ödeme sistemi
|
|
| be on nodding terms |
- {V} sadece merhabalaşmak, çok az tanımak
|
|
| in round terms |
- {ADV} açıkça, açık açık, bir şey saklamadan
|
|
| be on bad terms with |
- {V} araları kötü olmak, araları açık olmak
|
|
| be on good terms with |
- {V} arası iyi olmak, araları iyi olmak
|
|
| come to terms |
- {V} uzlaşmak, anlaşmak, hesaplaşmak
|
|
| come to terms with the past |
- {V} geçmişle hesaplaşmak, geçmişin muhasebesini yapmak
|
|
| inclusive terms |
- {N} fiyat: her şey dahil fiyat, fiyat: masraflar dahil fiyat
|
|
| not to be on friendly terms |
|
|
| on equal terms |
- {ADV} başabaş, eşit şartlarda, eşit düzeyde
|
|
| on good terms |
|
|
| a contradiction in terms |
sözlerde çelişme. |
|
| be on good terms |
(with) (biriyle) arası iyi olmak: Ece´s on good terms with Ayşen. Ece´nin Ayşen´le arası iyi. |
|
| be on speaking terms |
(with) (biriyle) selamlaşıp konuşmak. |
|
| come to terms |
mutabık kalmak, anlaşmak. |
|
| come to terms |
1. (with) anlaşmaya varmak, mutabık kalmak. 2. with (sevmediği bir şeyi) güçlükle kabul etmek. |
|
|
|