| transcendent |
{træn'sendənt}
- {A} üstün, deneyüstü, insan aklını aşan
|
|
|
|
| transcendent |
s. 1. hepsini/başka her şeyi geçen/aşan: The poem´s transcendent beauty can scarcely be felt in that translation. Şiirin üstün güzelliği o çeviride pek hissedilmiyor. 2. kozmosun dışında ve üstünde olan. 3. deneyüstü, transandantal, deneyin/insan bilincinin sınırını aşan. |
|
| transcendent |
s. üstün, faik; âlâ; insan aklından üstün. transcendently
z. üstün olarak. transcendentness
i. üstünlük, faiklik. |
|
| transcendent |
tran.scen.dent
tränsen'dınt
Sıfat
* hepsini/başka her şeyi geçen/aşan:
The poem's transcendent beauty can scarcely be felt in that translation.
Şiirin üstün güzelliği o çeviride pek hissedilmiyor.
* kozmosun dışında ve üstünde olan.
* deneyüstü, transandantal, deneyin veya insan bilincinin sınırını aşan. |
|
| transcendent |
üstün, faik; âlâ; insan aklından üstün. transcende |
|
|