• sözlük
  • dictionary
  • wörterbuch
  • çeviri
New Layout
Text Translation
Old Layout
Web Search
WORD
     

Google Translate
WORD
     
Language selection
»
|

Müthiş buluş. İngilizce konuşmayan kalmayacak. Nasıl mı? Tıklayın!

Ottoman » Turkish Top
SELAM Ayıplardan, âfetten sâlim oluş. Selâmet, emniyet. Sulh. Asâyiş. Bütün korktuklarından emin olma. * Allah'ın (C.C.) rızasına erişmek için mü'minlerin birbirlerine yaptığı dua. Mü'minler birbirleriyle karşılaştıklarında büyük küçüğe; yürüyen durana; azlık çokluğa; hayvan veya vasıta üzerinde olan yerde yürüyene; yüksekteki aşağıdakine "Selâmün aleyküm" der. Selâmı alan "Ve Aleykümüsselâm ve Rahmetullâhi ve Berekâtühu" diyerek cevap verir. Evvelâ selâm veren daha çok sevap kazanır. Selâm vermek sünnet, almak ise farzdır. İki cemaat birbiri ile karşılaşırsa; onlardan birisinin selâm vermesi sünnet-i kifaye, selâm alacak taraftan birisinin selâm alması farz-ı kifayedir.

Ottoman » Turkish Indirect results Top
ALEYKÜM-ÜS SELÂM Selâm sizin üzerinize olsun. (Bak: Selâm)
DAR-ÜS SELAM Cennetin ikinci katı. * Cennet. Selâmet yeri.
DÂR-ÜS SELÂM Cennet. Selâmet ve eminlik yeri. * Bağdatın eski ismi.
MEDİNE-İ SELÂM Bağdat şehri.
RÂDD-ÜS SELÂM Başkasının verdiği selamı alan.
REDD-İ SELÂM Selâm verenin selâmını almak.