İngilizce » Türkçe  |
İlişkili Sonuçlar  |
Yukarı  |
| threaten |
{'ɵretən}
- {V} tehdit etmek, gözünü korkutmak, gözdağı vermek, tehlike belirtisi olmak, korkutmak
|
|
|
|
| threaten |
f. tehdit etmek, gözdağı vermek, korkutmak, korku vermek; kötü bir şeye alâmet olmak; yıldırmak. It is threatening snow. Kar yağacağa benziyor. threateningly
z. tehdit ederek. |
|
| threaten |
f. 1. tehdit etmek, korkutmak, gözdağı vermek. 2. -e işaret etmek, -in habercisi olmak: These clouds are threatening rain. Bu bulutlar yağmura işaret ediyor. |
|
| threaten |
threat.en
thret'ın
Fiil
* tehdit etmek, korkutmak, gözdağı vermek.
* -e işaret etmek, -in habercisi olmak. |
|
| threaten |
tehdit etmek, gözdağı vermek, korkutmak, korku ver |
|
|
İngilizce » İngilizce  |
İlişkili Sonuçlar  |
Yukarı  |
| Threaten |
To utter threats against; to menace; to inspire with apprehension; to alarm, or attempt to alarm, as with the promise of something evil or disagreeable; to warn. |
v. t. |
| Threaten |
To exhibit the appearance of (something evil or unpleasant) as approaching; to indicate as impending; to announce the conditional infliction of; as, to threaten war; to threaten death. |
v. t. |
| Threaten |
To use threats, or menaces; also, to have a threatening appearance. |
v. i. |
|
İngilizce » Portekizce  |
İlişkili Sonuçlar  |
Yukarı  |
| threaten |
{'ɵretən}
- {V} ameaçar, proferir ameaças, perigo: pôr em perigo, iminente: estar iminente, prenunciar, pressagiar, avisar
|
|
|
Sonuclarinin bu ekranda cikmasini istemediginiz dilleri kaldirabilirsiniz. Bunu yapmak icin Ayarlar bölümümüzü ziyaret ediniz! (Dikkat! Aradığınız kelimenin sonucunu göremeyişiniz o dili devre dışı bıraktığınızdan dolayı olabilir. Tekrar etkinleştirmek için Ayarlar'a gidiniz.)
|