| try |
{traı}
- {N} deneme, çaba, atış hakkı (ragbi)
- {V} denemek, gayret etmek, teşebbüs etmek, çalışmak (yapmaya), sınamak, yormak, taşırmak (sabır), yargılamak, tatmak
|
|
|
|
| try |
f.
i. uğraşmak, çalışmak; teşebbüs etmek, kalkışmak; denemek, tecrübe etmek, imtihan etmek, sınamak; araştırmak, teftiş etmek, tetkik etmek, tahkik etmek; huk. yargılamak, muhakeme etmek, davasını görmek; yormak; eritmek; arıtmak; tasfiye etmek;
i. çalışma, uğraşma; deneme, tecrübe. try for elde etmeye çalışmak. try on prova etmek, giyip denemek. try out birisinin kabiliyetini denemek. try square ayarlı gönye. Just try and catch me ! kd.ili Haydi, yakala bakalım ! try conclusions with ile boy ölçüşmek. try ones hand at denemek, el atmak. Try try again. Sebat et. |
|
| try |
f. 1. çalışmak, uğraşmak: They are trying to finish the project on time. Projeyi zamanında bitirmeye çalışıyorlar. 2. kalkışmak, girişmek: Don´t you dare try to reprogram that computer. Sakın o bilgisayarı yeniden programlamaya kalkışma. 3. denemek, sınamak: Try this new medicine. Bu yeni ilacı dene. 4. yormak: Small print tries the eyes. Küçük harfler gözleri yorar. 5. huk. yargılamak. 6. gayret etmek: He is trying very hard. Çok gayret ediyor.
i. 1. çalışma, uğraşma. 2. deneme: He succeeded on the second try. İkinci denemede başardı. |
|
| try |
try
tray
Fiil
* çalışmak, uğraşmak.
* kalkışmak, girişmek.
* denemek, sınamak.
* yormak.
Hukuk
* yargılamak.
* gayret etmek.
İsim
* çalışma, uğraşma.
* deneme. |
|
| try |
uğraşmak, çalışmak; teşebbüs etmek, kalkışmak; den |
|
|