• sözlük
  • dictionary
  • wörterbuch
  • çeviri
New Layout
Text Translation
Old Layout
Web Search
WORD
     

Google Translate
WORD
     
Language selection
»
|

English » Turkish Top
warrant Hear! {'wɔ:rənt}
  • {N} garanti, teminât, vekâletname, yetki belgesi, hak, yetki, ruhsat, izin belgesi, tayin emri, haklı neden
  • {V} yetki vermek, mazur göstermek, izin vermek, ruhsat vermek, garanti etmek, temin etmek, kefil olmak
warrant i.
1. gerekçe; haklı neden; yetki: The army cited civil unrest as its warrant for declaring martial law. Ordu sıkıyönetime gerekçe olarak toplumdaki huzursuzluğu gösterdi.
2. garanti, garanti belgesi.
3. kefalet.

f.
1. gerektirmek, icap ettirmek.
2. izin vermek, yetki vermek: The law warrants the government´s intervention. Yasa hükümete müdahale yetkisini veriyor. The law doesn´t warrant this. Kanunlar buna izin vermez.
3. mazur göstermek: No excuse can warrant this misbehavior. Hiçbir özür bu kötü davranışı mazur gösteremez.
4. haklı çıkarmak, desteklemek: The evidence does not warrant your claim. Kanıtlar iddianızı desteklemiyor.
5. garanti etmek.
6. k. dili (sözlerle) temin etmek: I warrant she´ll be there tomorrow. Seni temin ederim ki o yarın orada olacak.
7. kefil olmak.
warrant f. temin etmek; teminat vermek, garanti etmek; korkusuzca beyan etmek; salahiyet vermek; memur etmek; izin vermek, ruhsat vermek; kefil olmak; hak kazandırmak; her zararını tazmin edeceğine taahhüt etmek. No excuse can warrant this misbehavior. Hiçbir özür bu kötü davranışı mazur gösteremez. Bu kötü davranışa göz yumulamaz. I warrant you. Sizi temin ederim ki. warrantable

s. caiz; garanti edilir. warrantably

z. caiz sayılacak şekilde.
warrant i. huk. tevkif müzekkeresi; arama tezkeresi; kefalet, teminat, garanti; ruhsat, yetki, salâhiyet; makbuz; ask. tayin emri. warrant for ones arrest tevkif müzekkeresi. warrant officer gedikli erbaş.
warrant war.rant wôr'ınt İsim * gerekçe; haklı neden; yetki: The army cited civil unrest as its warrant for declaring martial law. Ordu sıkıyönetime gerekçe olarak toplumdaki huzursuzluğu gösterdi. * garanti, teminat. * kefalet. Fiil * izin vermek, yetki vermek: The law warrants the government's intervention. Yasa hükümete müdahale yetkisini veriyor. * mazur göstermek: No excuse can warrant this misbehavior. Hiçbir özür bu kötü davranışı mazur gösteremez. * haklı çıkarmak, desteklemek: The evidence does not warrant your claim. Kanıtlar iddianızı desteklemiyor. * gerekli kılmak, gerektirmek. * ruhsat vermek. * garanti etmek; temin etmek. * kefil olmak.

English » Turkish Indirect results Top
warrant of attorney
  • {N} vekâletname, dava vekâletnamesi
customs warrant
  • {N} gümrük teslim belgesi
death warrant {'deɵ,wɔ:rənt}
  • {N} idam hükmü, ölüm fermanı
dividend warrant {'dıvədend,wɔ:rənt}
  • {N} kâr kuponu
search warrant {sɜ:rtʃ'wɔ:rənt}
  • {N} arama emri
warrant of apprehension
  • {N} tutuklama emri
warrant of arrest
  • {N} tutuklama emri
warrant of attachment
  • {N} haciz kararı
warrant officer {'wɔ:rənt,ɔ:fısər}
  • {N} gedikli erbaş, gedikli subay, güverte subayı
death warrant huk. idam hükmü.
search warrant huk. arama emri.
search warrant huk. arama emri.
warrant officer gedikli subay.
warrant officer ask. gedikli subay.
death warrant Hukuk * idam hükmü.
I warrant you .... * Sizi temin ederim ki ....
search warrant Hukuk * arama emri.
warrant officer military * gedikli subay.
death warrant idam hükmü
search warrant arama emri