Osmanlıca » Türkçe  |
Yukarı  |
| ZUHUR |
Meydana çıkmak. * Ansızın meydana gelmek. * Baş göstermek. Görünmek. * Hulul. * Galip olmak. * Âlîkadr. |
|
|
|
| ZÜHUR |
Parlaklık. Parıldama. Zühuret. * Çiçekler. Ezhar. |
|
| ZÜHUR |
(C.: Ezhâr) Darlık zamanı için saklanıp biriktirilen şey. |
|
| ZÜHUR |
(Su) çok olmak. * (Irmak) su ile dolu olmak. * Büyük ve uzun olmak. |
|
|
Osmanlıca » Türkçe İlişkili Sonuçlar |
Yukarı  |
| ÂLEM-İ ZUHUR |
Görünen âlem, şahâdet âlemi, şu anda içinde yaşadığımız âlem. |
|
| KABL-EZ ZUHUR |
Zuhurundan ve meydana çıkmadan evvel. |
|
| SAHA-İ ZUHUR |
Görünme meydanı. |
|
| SAHİB-ZUHUR |
Baş kaldıran, isyan eden, ayaklanan. Başa geçen. |
|
|
|