İngilizce » Türkçe  |
Yukarı  |
| strange |
{streındʒ}
- {A} acayip, garip, tuhaf, yabancı, bilinmeyen, acemi, işe yabancı
|
|
|
|
| strange |
s.
z. görülmemiş, ilk defa görülen; başka yerden gelmiş; yeni, alışılmamış; tuhaf, garip, acayip; yabancı; utangaç, çekingen; acemi, alışık olmayan, tecrübesiz;
z. acayip bir şekilde. strange look ing. tuhaf görünüşlü. strangely
z. tuhaf tuhaf garip bir şekilde, şaşılacak derecede. strangeness
i. tuhaflık, acayiplik; yabancılık. |
|
| strange |
s. 1. tuhaf, garip, acayip. 2. yabancı. |
|
| strange |
strange
streync
Sıfat
* tuhaf, garip, acayip.
* yabancı. |
|
| strange |
görülmemiş, ilk defa görülen; başka yerden gelmiş; |
|
|
İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar |
Yukarı  |
| find strange |
- {V} garipsemek, tuhafına gitmek, yadırgamak
|
|
| be strange bedfellows |
birbirine zıt oldukları halde belirli bir amaç için birlikte çalışmak. |
|
| be strange to |
1. (bir yer) (birine) yabancı olmak. 2. (bir şeyin) yabancısı olmak. |
|
| find s.o./s.t. strange |
biri/bir şey (birinin) tuhafına gitmek: I find him strange. O benim tuhafıma gidiyor. |
|
| be strange bedfellows |
* birbirine zıt oldukları halde belirli bir amaç için birlikte çalışmak. |
|
| be strange to |
* (bir yer) (birine) yabancı olmak.
* (bir şeyin) yabancısı olmak. |
|
| find someone strange |
* biri/bir şey (birinin) tuhafına gitmek. |
|
| find something strange |
* biri/bir şey (birinin) tuhafına gitmek. |
|
| find strange |
garipsemek, tuhafına gitmek, yadırgamak |
f. |
|
|