Türkçe » İngilizce  |
İlişkili Sonuçlar  |
Yukarı  |
| bulaşmak |
/a/ 1. (for something messy) to get on or soil: Ellerime çamur bulaştı. My hands´ve gotten muddy. Sakalıma reçel bulaştı. I´ve got jam in my beard. 2. (for a disease) to infect (someone). 3. to get mixed up in (something unpleasant). 4. to pester. |
|
|
|
| bulaşmak |
* (for something messy) to get on or soil:
Sakalıma reçel bulaştı.
I've got jam in my beard.
* (for a disease) to infect (someone).
* to get mixed up in (something unpleasant).
* to pester. |
|
| bulaşmak |
smudge |
|
| bulaşmak |
set-off |
|
|
Türkçe » Almanca  |
İlişkili Sonuçlar  |
Yukarı  |
| bulaşmak |
|
|
| bulaşmak |
anstecken, sich mengen, sich verstricken, sich verwickeln in |
|
| bulaşmak |
schmutzig werden; übertragen werden (Hastalık); sich ausdehnen (Yangın); stören, belästigen; unternehmen anfangen. |
|
|
Türkçe » Türkçe  |
İlişkili Sonuçlar  |
Yukarı  |
| bulaşmak |
Bir nesne, üzerine sürülen bir şey yüzünden kirlenmek * Istenilmeyen bir madde bir şeye sürülmek * (hastalik)
Geçmek, sirayet etmek * Çatmak, sataşmak, tedirgin etmek * Istemeden veya rastlanti sonucu bir işe karişmak |
|
|
Sonuclarinin bu ekranda cikmasini istemediginiz dilleri kaldirabilirsiniz. Bunu yapmak icin Ayarlar bölümümüzü ziyaret ediniz! (Dikkat! Aradığınız kelimenin sonucunu göremeyişiniz o dili devre dışı bıraktığınızdan dolayı olabilir. Tekrar etkinleştirmek için Ayarlar'a gidiniz.)
|