• sözlük
  • dictionary
  • wörterbuch
  • çeviri
Genel Arama
Çeviri
Eski Arayüz
Web Arama
KELİME
     
Google Translate
KELİME
     
Dil Seçimi
»
|
İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
stand Dinle! {stænd}
  • {N} duruş, durum, hal, yer, dayanma, direnme, katlanma, durak, işyeri, tezgâh, kürsü, tribün, sehpa, ayaklık, ayak, ayaklı askılık, ormanda yetişen ağaç, ekim alanı
  • {V} dikilmek, ayakta durmak, ayağa kalkmak, kalmak, durmak, bulunmak, dayanmak, katlanmak, direnmek, göğüs germek, karşı koymak, devam etmek, sineye çekmek, üstlenmek, desteklemek
stand f. (stood) ayakta durmak, kaim olmak; durmak, ayakta kalmak; kalmak, baki kalmak; sebat etmek, tahammül etmek, çekmek, dayanmak; sabit olmak; inat etmek, ayak diremek; olmak, bulunmak; durmak; uymak, uygun gelmek; (İng.) aday olmak; den. gitmek, yol tutmak, doğrulmak; belirli bir ölçü uzunluğunda olmak; kalkmak, dikilmek; muteber kalmak; durdurmak, dikmek; yön göstermek; k.dili. ziyafet masraflarını ödemek. stand a chance ihtimali olmak. stand aside bir kenara çekilmek. stand back geriye çekilmek. stand by hazır beklemek; yakınında durmak; arka çıkmak, desteklemek; (sözüne) sadık kalmak; karışmamak, lâkayt kalmak, yardım etmemek; den. hazır olmak, alesta durmak. stand clear emniyette bulunmak. stand down mahkemede şahitlik ettikten sonra çekilmek. stand firm sabit durmak: stand for tarafını tutmak; yerine geçmek, temsil etmek; tahammül etmek, müsamaha etmek. stand in awe of korkmak; bir kimseye karşı korkuyla karışık saygı duymak. stand in for vekaleten vazifesini görmek. stand in with araları iyi olmak. stand off uzak durmak; razı olmamak. stand on de temel tutmak; üzerinde ısrar etmek; den. yoluna devam etmek. stand ones ground davasından vaz geçmemek, sebat etmek. stand on ones own two feet yardım beklemeden kendi işlerini idare etmek. stand out ileriye fırlamış olmak; göze çarpmak; karşı durmakta inat etmek. stand over dikkatle izlemek; tehir edilmek. stand pat değişikliğe karşı olmak, politika değiştirmemek. stand still hareketsiz durmak, kımıldamamak. stand to sebat etmek. stand together uymak, uygun olmak. stand to reason makul olmak, akla yatmak. stand treat başkalarına ikram etmek. stand trial muhakeme edilmek, yargılanmak. stand up ayakta durmak, ayağa kalkmak; (kullanılışında) dayanmak; doğru çıkmak; k.dili. randevuya gelmeyerek (birini) boşa bekletmek. stand up for bir kimsenin tarafını tutmak, taraftarı olmak. stand up to cesaretle karşılamak. stand up with nikah merasiminde (gelin veya damada) refakat etmek. Where does he stand on civil rights? Medeni haklara karşı tutumu ne?
stand i. duruş; durak, durulacak yer; durum; saksı koymaya mahsus sehpa veya ayaklık; portmanto; satış tezgâhı veya masası, işporta; satıcının durduğu yer; tribün; mahkemede şahit yeri; bir kimsenin bulunduğu yer; işlemez durum, çıkmaz; turnedeki tiyatro ekibinin kısa bir zaman kaldığı şehir; ormanda yetişen ağaçlar; belirli bir tarlada bulunan ekin;(İskoç.) takım. be at a stand duraklamak. take a stand fikrini açığa vurmak; taraf tutmak. take the stand davada şahitlik yapmak.
stand f. (stood)
1. ayakta durmak, durmak; ayakta kalmak.
2. (up) ayağa kalkmak.
3. -in boyu/yüksekliği (belirli bir miktar) olmak: He stands five feet eleven inches. Boyu beş fit on bir inç.
4. (belirli bir durumda) olmak/bulunmak: As things now stand, I´m to leave tomorrow. Şimdiki duruma göre yarın gitmem gerekiyor. He stands accused of larceny. Hırsızlıkla itham ediliyor. On this subject he stands alone. Bu konuda yalnız kaldı.
5. (belirli bir yerde) olmak: Where does Trabzonspor stand in the rankings? Trabzonspor klasmanda kaçıncı sırada yer alıyor? The church stood at the top of the hill. Kilise tepenin başında duruyordu.
6. (bir şey) (belirli bir yerde) durmak: That statue´s stood there for years. O heykel orada yıllardır duruyor.
7. (su) (bir yerde) kalmak, durmak: Water stood in the low places for days. Su, alçak yerlerde günlerce kaldı.
8. çekmek; tahammül etmek, katlanmak, dayanmak: I can´t stand this. Bunu çekemem. He can´t stand to see that area now. Artık o semti görmeye tahammül edemiyor.
9. yürürlükte kalmak; geçerli olmak: My offer still stands. Teklifim hâlâ geçerli.
10. ısmarlamak, (birine) (verilecek bir şeyin) parasını ödemek: I´ll stand you a dinner. Sana bir akşam yemeği ısmarlarım.
11. (for) İng. (-e) aday olmak; (-e) adaylığını koymak: He´s standing for the presidency. Başkanlığa adaylığını koydu.
12. koymak; dayamak: Stand that statue by the door. O heykeli kapının yanına koy. Stand those paintings against the wall. O tabloları duvara daya. She stood the child on her shoulders. Çocuğu ayakları üzerinde omzuna aldı.
stand i.
1. (mahkeme salonundaki) kürsü.
2. (açık havada bulunan geçici) sahne.
3. stand (sergi yeri).
4. (taksilere ait) durak.
5. sehpa; dayanak: music stand nota sehpası. umbrella stand şemsiyelik.
6. ağaç topluluğu: That´s a nice stand of pines. O güzel bir çamlık.
7. çoğ., spor tribün.

Türkçe » İngilizce İlişkili Sonuçlar Yukarı
stand
  • {N} stall

Fransızca » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
stand /stañd / nm tribün; stand stand de tir atış poligonu stand de ravitaillement yarış ikmal noktası
stand [le] tribün; stand

Türkçe » Fransızca İlişkili Sonuçlar Yukarı
stand stand [le]

Almanca » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
Stand
  • {N} durum, yükseklik, sosyal sınıf
stand ayakta durma; durum, vaziyet; düzey, seviye; sınıf, zümre; (fuarda) stant; satış yeri, tezgâh; meslek
Stand ..e {ştant} r ayakta durma; durum; düzey, seviye; meslek.
Stand ayakta durma m
Stand durum m

Türkçe » Rusça İlişkili Sonuçlar Yukarı
stand
  • {N} стенд (M)

İngilizce » İngilizce İlişkili Sonuçlar Yukarı
Stand Dinle!
To be at rest in an erect position; to be fixed in an upright or firm position
n.
Stand Dinle!
To be supported on the feet, in an erect or nearly erect position; -- opposed to lie, sit, kneel, etc.
n.
Stand Dinle!
To continue upright in a certain locality, as a tree fixed by the roots, or a building resting on its foundation.
n.
Stand Dinle!
To occupy or hold a place; to have a situation; to be situated or located; as, Paris stands on the Seine.
n.
Stand Dinle!
To cease from progress; not to proceed; to stop; to pause; to halt; to remain stationary.
n.

İngilizce » İspanyolca İlişkili Sonuçlar Yukarı
stand Dinle! {stænd}
  • {N} banca (F), caseta (F), empalme (M), posición (F), estante (M), postura (F), parada (F), resistencia (F), función (F), sostén (M), puesto (M), línea (F)
  • {V} aguantar, poner, colocar, tolerar, invitar a, pie: estar de pie, encontrarse, medir, situado: estar situado, mantenerse en vigor, estar

İngilizce » Fransızca İlişkili Sonuçlar Yukarı
stand Dinle! {stænd}
  • {N} position (F), résistance (F), plate-forme (F), station (F), arrêt (M), étal (M), bouquet (M), tribune (F), présentoir (M), râtelier (M), barre des témoins (F), ruche (F), érection (F)
  • {V} debout: mettre qn debout, supporter, résister, tenir: se tenir debout, lever: se lever, rester debout, braver, représenter: se représenter, position: prendre position, adopter une position

Fransızca » İngilizce İlişkili Sonuçlar Yukarı
stand
  • {N} stall, pit

İngilizce » Rusça İlişkili Sonuçlar Yukarı
stand Dinle! {stænd}
  • {N} стойка (F), консоль (F), подставка (F), подпора (F), штатив (M), этажерка (F), тумба (F), ларек (M), киоск (M), стенд (M), трибуна (F), площадка (F), пьедестал (M), место свидетеля в суде, место (N), позиция (F), точка зрения, взгляд (M), сопротивление (N), стоянка (F), остановка (F), остановка в каком-л. месте для гастрольных представлений, место гастрольных представлений, урожай на корню, лесонасаждение (N), станина (F), клеть (F)
  • {V} стоять, встать, вставать, найтись, находиться, помещаться, расположенный: быть расположенным, занимать определенное положение, занимать определенную позицию, быть в определенном состоянии, обстоять, поставить, ставить, водружать, водрузить, помещать, останавливаться, простаивать, простоять, устойчивый: быть устойчивым, прочный: быть прочным, выдержать, выдерживать, выстаивать, постоять, держаться, вынос`ить, переносить, перетерпеть, потерпеть

İngilizce » Almanca İlişkili Sonuçlar Yukarı
stand Dinle! {stænd}
  • {N} Platz (M), Standort (M), Standplatz (M), Standpunkt (M), Widerstand (M), Einstellung (F), Gefecht (N), Stand (M), Ständer (M), Gestell (N), Box (F), Podium (N), Tribüne (F), Zuschauertribüne (F)
  • {V} stellen, standhalten, aushalten, vertragen, ertragen, ausstehen, stehen, stellen: sich stellen, groß sein, hoch sein, gelten, gültig bleiben, liegen

Almanca » İngilizce İlişkili Sonuçlar Yukarı
Stand
  • {N} standing position, place to stand, footing, stand, booth, stall, rank, state, level, balance, position, score, station, status, quality, class, profession, estate

İngilizce » İtalyanca İlişkili Sonuçlar Yukarı
stand Dinle! {stænd}
  • {N} fermata (F), pausa (F), arresto (M), posto (M), posteggio (M), posizione (F), opinione (F), difesa (F), palco (M), tribuna (F), podio (M), banco (M), bancarella (F), padiglione (M), chiosco (M), stelo (M)
  • {V} stare in piedi, fermarsi, mettere, porre, erigere, appoggiare, trovarsi, collocare, stare, restare ritto, reggere, sostenere, tollerare, sopportare, resistere, durare, restare, ristagnare, depositarsi, sostenere le spese di

İngilizce » Çince (Simpl.) İlişkili Sonuçlar Yukarı
stand Dinle! {stænd}
  • {N} 支架, 台, 货摊, 旗帜, 台, 架, 支子, 主张, 座, 座子
  • {V} 挺, 忍受, 经, 经受, 受, 慉, 算数, 站, 立, 站住

İngilizce » Çince (Trad.) İlişkili Sonuçlar Yukarı
stand Dinle! {stænd}
  • {N} 貨攤, 支架, 台, 旗幟, 支子, 架, 檯, 主張, 座, 座子
  • {V} 經, 忍受, 挺, 受, 經受, 慉, 算數, 立, 站, 站住

İngilizce » Arapça İlişkili Sonuçlar Yukarı
stand Dinle! {stænd}
  • {N} موقف, وقوف, توقف, كشك لبيع الصحف, موقف السيارات, مقاومة, قفير خلية نحل, منضدة, منصة, مجموعة أشجار, انتصاب, منبر
  • {V} إتخذ موقف, أوقف, وقف, ترشح, قاوم, تحمل, ابتعد, تراجع, كان في موقف, أبحر في إتجاه معين, اصطف, ظل قائما, واقف, أطاق

İngilizce » Portekizce İlişkili Sonuçlar Yukarı
stand Dinle! {stænd}
  • {N} barraca (F), bengaleiro (M), cabide (M), cavalete, descanso (M), estante (F), mesinha (F), prateleira (F), suporte, tenda, arquibancada (F), plataforma (F)
  • {V} pé: pôr-se de pé, pé: pôr de pé, levantar-se, pé: estar de pé, agüentar

İngilizce » Yunanca İlişkili Sonuçlar Yukarı
stand Dinle! {stænd}
  • {N} βάθρο, εξέδρα, παράπηγμα, σταμάτημα, στάντζα, στάση
  • {V} κείμαι, στέκομαι, στέκω, ίσταμαι, αντέχω, υπομένω

Sonuclarinin bu ekranda cikmasini istemediginiz dilleri kaldirabilirsiniz. Bunu yapmak icin Ayarlar bölümümüzü ziyaret ediniz! (Dikkat! Aradığınız kelimenin sonucunu göremeyişiniz o dili devre dışı bıraktığınızdan dolayı olabilir. Tekrar etkinleştirmek için Ayarlar'a gidiniz.)