| burned |
1.
f. yanmak, yanıyor gibi olmak, alev alev olmak; ışık saçmak; parıldamak; tutuşmak; yakmak, tutuşturmak; kavurmak; pişirmek : A.B.D., (argo) aldatmak; A.B.D., (argo) elektrikle idam etmek. burn the candle at both ends kuvvetini fazla israf etmek. b. 2. yan(mak). |
|
| burned down |
The house burned down. Ev yanıp kül oldu. |
|
| burned to a crisp |
yanıp kül olmuş. |
|
| burned-in image |
izi kalan görüntü |
|
| be burned out |
* yangın yüzünden sokakta kalmak. |
|
| burned to a crisp |
* yanıp kül olmuş. |
|
| The house burned down. |
* Ev yanıp kül oldu. |
|
| burned |
v.s_h.yak+e.yan:adj.yanık |
|
| burned in image |
izi kalan görüntü |
|
| burned-in image |
izi kalan görüntü |
|
| Calories Burned |
Yakılan Kalori |
|
| burned-in image |
izi kalan görüntü |
|
| burned-in image |
izi kalan görüntü |
|
| burned in image |
izi kalan görüntü |
[tech.] |
|