• sözlük
  • dictionary
  • wörterbuch
  • çeviri
New Layout
Text Translation
Old Layout
Web Search
WORD
     

Google Translate
WORD
     
Language selection
»
|

Ottoman » Turkish Top
ŞEMS Güneş, âfitab.

Ottoman » Turkish Indirect results Top
DÜLUK-UŞ ŞEMS Güneşin batışı.
GURUB-U ŞEMS Güneşin batması.
ISFİRAR-I ŞEMS Güneşin sararmış gibi görünüşü.
KURS-U ŞEMS Güneş yuvarlağı.
LEMEAT-I ŞEMS Güneşin parıltıları.
MİN-EŞ ŞEMS Güneşten.
ŞEMS-ABAD f. Güneşi bol yer. Günlük güneşlik yer.
ŞEMS-İ EZELÎ Vâcib-ül-vücud ve ebediyyen var olan, her şeyi nurlandıran Allah (C.C.) hakkında teşbihen söylenen bir tabirdir.
ŞEMS-İ HİDAYET Hidayet güneşi. Hz. Muhammed'in (A.S.M.) bir ismi.
ŞEMS-PARE f. Güneş parçası. * Mc: Çok parlak.
ŞEMS-ÜŞ ŞÜMUS Güneşlerin güneşi. En büyük güneş. Çok seyyarelerin, etrafında döndüğü en büyük bir yıldız.(...Hem şemse, kendi mihveri üstünde câzibe denilen mânevi ipleri yumak yaptırmak için dolap ve çıkrık hükmünde olan güneşi, bir Kadir-i Zülcelâl'in emriyle döndürüp, o seyyârâtı o mânevi iplerle bağlayıp tanzim etmek ve güneşi bütün seyyaratı ile sâniyede beş saatlik bir mesafeyi kestirecek kadar bir sür'atle, bir tahmine göre Herkül Burcu tarafına veya Şemsüş-Şümus cânibine sevketmek, elbette ezel ve ebed Sultanı olan Zât-ı Zülcelâl'in kudretiyle ve emriyledir. S.)
ZAV'-UŞ ŞEMS Güneş ışığı.