• sözlük
  • dictionary
  • wörterbuch
  • çeviri
New Layout
Text Translation
Old Layout
Web Search
WORD
     

Google Translate
WORD
     
Language selection
»
|

Ottoman » Turkish Top
CÜMLE Hep, bütün, tam. * Gr: Tam mânâyı ifade eden, kaideye uygun söz.

Ottoman » Turkish Indirect results Top
CÜMLE KAPISI Sarayın büyük kapısı. * Dış kapı.
CÜMLE ŞİRÂN-I CİHÂN f. Cihânın bütün arslanları.
CÜMLE-İ ASABİYE Tıb: Sinir sistemi.
CÜMLE-İ CEZÂİYE Şart cümlesinin ikinci kısmı. Misâl: "Eğer lügatı rehber edinirsen, kelimelerin mânasını anlarsın" cümlesindeki "kelimelerin mânasını anlarsın" cümlesi, cümle-i cezâiyedir.
CÜMLE-İ FİİLİYE f. Fiil ile başlayan arabça cümle. Fiil cümlesi.
CÜMLE-İ İHBÂRİYE (Cümle-i haberiye de denir) Bir hâdiseyi, bir nesneyi bildiren cümle. Bunun zıddı: cümle-i inşâiyedir; emir ve nehiyleri bildirmek gibi.
CÜMLE-İ İSMİYE f. İsimle başlayan arabça cümle. İsim cümlesi.
CÜMLE-İ MU'TERİZE Cümlenin mânasını açıklamak için parantez içine yazılan cümle.
CÜMLE-İ MÜSTE'NEFE Kendinden önceki cümleden bağımsız, müstakil cümle.
CÜMLE-İ ŞARTİYE (Bak: şart)
CÜMLE-İ TEFSİRİYE (Cümle-i müfessire) "Yâni, meselâ" gibi sözlerle başlayıp önceki cümleyi açıklayan cümle.
CÜMLE-İ ÛLÂ Birinci cümle. Evvelki cümle.
EZ ÂN CÜMLE O cümleden olarak.
EZ-CÜMLE f. Bu cümleden, meselâ, bunun gibi.