• sözlük
  • dictionary
  • wörterbuch
  • çeviri
New Layout
Text Translation
Old Layout
Web Search
WORD
     

Google Translate
WORD
     
Language selection
»
|

English » Turkish Top
see Hear! {si:}
  • {N} papalık, piskoposluk
  • {V} görmek, sezmek, farketmek, anlamak, seyretmek, göz önüne almak, bakmak, görüp geçirmek, görüşmek, uğurlamak, yolcu etmek
see i. piskoposluk. Holy See Papalık.
see f. (saw, seen) görmek; anlamak, farkına varmak; bakmak, dikkat etmek; görüşmek, kabul etmek; tecrübesi olmak, tecrübe ile öğrenmek; geçirmek. see about icabına bakmak, bir yolunu bulmaya çalışmak. see a thing through bir işi başarmak, tuttuğunu koparmak. see daylight güç bir durumdan kurtulmayı sağlayacak ilk çareyi görmek. see double şeşi beş görmek, biri iki görmek. see eye to eye aynı fikirde olmak, her hususta anlaşmak. see into nüfuz etmek, kavramak. see in the New Year yeni yılı karşılamak. see life tecrübelerle hayatı anlamak. see one off geçirmek, yolcu etmek, uğurlamak. see one out birini kapıya kadar geçirmek. see ones way çaresini bulmak. see one through birine sıkıntısını atlatana kadar yardım etmek. see red çok öfkelenmek, gözünü kan bürümek. see service hizmet görmek. see something out bir şeyi sonuna getirmek, bitirmek. see stars başına vurulma sonucunda gözünün önünde yıldızlar uçuşmak. see the doctor doktora görünmek. see the light bir şeyin aslını anlamak. see through one bir kimsenin zihninden geçenleri keşfetmek. see to it icabına bakmak. See ya! (argo) Baybay ! See you later şimdilik Allaha ısmarladık. Görüşürüz. As far as I can see. Bana kalırsa. It has seen better days Artık eskidi. Let me see. Bakayım. Dur bakalım. Düşüneyim. This much food will see us through this journey. Bu kadar yemek bu seyahati çıkarır. You see... yani, işte; Gördün mü?
see f. (saw,

seen)
1. görmek: If you shut your eyes you won´t see anything. Gözlerini kaparsan hiçbir şey görmezsin.
2. anlamak: Do you see what I mean? Ne demek istediğimi anlıyor musun?
3. bakmak.
4. görüşmek, kabul etmek: He went to see his boss. Amiriyle görüşmeye gitti.
5. geçirmek: We have seen some hard times. Zor günler geçirdik.
see i. piskoposluk.