İngilizce » Türkçe  |
Yukarı  |
| upset |
{ʌp'set}
- {A} bozuk, sinirli, bozulmuş, bulanmış, altüst olmuş, devrilmiş, üzgün
- {N} devrilme, alabora olma, bozulma, devirme, bozukluk, karışıklık, bozgun, beklenmedik yenilgi
- {V} keyfini kaçırmak, devirmek, alabora etmek, altüst etmek, bozmak, bulandırmak, devrilmek, altüst olmak, bozulmak
|
|
|
|
| upset |
f. (up.set,
__ting) 1. devirmek: upset a vase vazoyu devirmek. 2. bozmak, altüst etmek: upset a plan planı bozmak. 3. (favori rakibi) yenmek. 4. (mideyi) bozmak. 5. üzmek; sinirlendirmek: News of the accident has upset him. Kaza hakkındaki haber onu üzdü. 6. alabora etmek: The storm upset the boat. Fırtına sandalı alabora etti. |
|
| upset |
i. 1. devrilme. 2. altüst olma. 3. beklenmedik yenilgi. |
|
| upset |
s. 1. devrilmiş. 2. altüst olmuş, bozulmuş. 3. üzüntülü, üzgün; sinirli. 4. bozulmuş, bozuk (mide). |
|
| upset |
f. (-set,-ting) devirmek; altüst etmek; keyfini bozmak; bozguna uğratmak, beklenmedik anda yenmek; sinirlendirmek; midesini bozmak; mak. demir parçasını kızdırıp çekiçle ucuna vurarak kısaltmak ve kalınlaştırmak, dövmek, şişirmek; devrilmek; altüst olmak; hükümsuz kılmak. upsetting machine dövme makinası. |
|
|
İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar |
Yukarı  |
| upset smb.'s apple |
- {ID} bir çuval inciri berbat etmek, pişmiş aşa su katmak
|
|
| Can I have something for an upset stomach? |
- {PHR} mide: Mide bulantısı için bir şeyiniz var mı?
|
|
| I have an upset stomach. |
- {PHR} bulanmak: Midem bulanıyor.
|
|
| be upset |
|
|
| I know you're upset. |
- {PHR} sinirli: Sinirli olduğunuzu biliyorum.
|
|
| upset price |
- {N} açık artırma taban fiyatı, açık artırmada belirlenen en düşük satış fiyatı
|
|
| upset stomach |
|
|
| a stomach upset |
mide bozukluğu. |
|
| be upset |
1. altüst olmak. 2. (favori rakip) yenilmek. 3. (mide) bozuk olmak. 4. üzgün olmak; sinirli olmak. 5. alabora olmak. |
|
| upset the applecart |
k. dili iyi bir durumu/işi bozmak, bir çuval inciri berbat etmek. |
|
| a stomach upset |
* mide bozukluğu. |
|
| be upset |
* altüst olmak.
* (favori rakip) yenilmek.
* (mide) bozuk olmak.
* üzgün olmak; sinirli olmak.
* alabora olmak. |
|
| upset the applecart |
* iyi bir durum veya işi bozmak, bir çuval inciri berbat etmek. |
|
| be upset |
ekşimek |
f. |
| can i have something for an upset stomach |
mide bulantısı için bir şeyiniz var mı |
|
| i have an upset stomach |
midem bulanıyor. |
|
| i know you're upset |
sinirli olduğunuzu biliyorum. |
|
| upset price |
açık artırma taban fiyatı, açık artırmada belirlenen en düşük satış fiyatı |
|
| upset smb.'s apple |
bir çuval inciri berbat etmek, pişmiş aşa su katmak |
|
| upset stomach |
mide bozulması |
|
|
|