İngilizce » Türkçe  |
Yukarı  |
| blank |
{blæŋk}
- {A} yazısız, boş, açık, ifadesiz, anlamsız, şaşırmış, tam, görüntüsüz [tv]
- {N} boşluk, yazısız kâğıt, boş kâğıt, boş numara, hedef, hedefin ortası
- {V} çıkarmak, silmek, sayıyı önlemek [spor.]
|
|
|
|
| blank |
s. 1. boş, yazısız, açık, beyaz. 2. anlamsız.
i. 1. yazısız kâğıt. 2. piyangoda boş numara. 3. kurusıkı fişek. |
|
| blank |
s.i.
f. boş, yazısız, açık, beyaz; manasız, anlamsız; son şeklini almamış; şaşkın;
i. boş ve açıklık yer; üzerinde yazı olmayan kağıt; piyangoda boş numara; nişan tahtasnın ortası, hedef; kurusıkı fişek; (argo) çok düşük kaliteli uyuşturucu madde;
f. feshetmek; iptal etmek; ilga etmek; sövmek; spor hasmının sayı yapmasını önlemek. draw a blank neticesiz kalmak; hatıra getirememek. blankbook
i. not defteri. blank cartridge kurusıkı fişek. blank endorsement açık ciro. blank verse kafiyesiz on heceli nazım şekli. blankly
z. ifadesiz bir şekilde, boş boş. blankness
i. boşluk; anlamsızlık. |
|
| blank |
boş; boşluk |
|
| blank |
yazısız |
|
|
İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar |
Yukarı  |
| a blank look |
- {N} boş bakış, ifadesiz bakış
|
|
| in blank |
|
|
| leave a blank |
|
|
| blank despair |
|
|
| blank out |
- {V} kaldırmak, iptal etmek
|
|
| blank tape |
|
|
| blank cartridge |
|
|
| blank check |
|
|
| endorsement in blank |
|
|
| point-blank |
{,pɔınt'blæŋk}
- {A} çok yakın geçen, yakın mesafeden yapılan, yakın menzilli, yatay olarak ateşlenen, açık, dolaysız, kesin
- {ADV} yatay olarak, çok yakından, doğrudan doğruya, dolaysız olarak, açıkça, kesin olarak, tereddüd etmeden
|
|
| refuse point-blank |
|
|
| point-blank denial |
|
|
| blank verse |
- {N} kafiyesiz şiir, uyaksız şiir
|
|
| Blank Binder |
Boş Cilt |
|
| blank cartridge |
kurusıkı fişek. |
|
| blank character |
boşluk karakteri |
|
| blank character |
boşluk karakteri |
|
| blank check |
açık çek. |
|
| Blank Database |
Boş Veritabanı |
|
| blank disk |
boş disk |
|
|
|