| flicker |
{'flıkər}
- {N} titrek ışık, titrek alev, titreme, ürperme, geçici belirti
- {V} alevlenmek, titremek, titreşmek, hızla ve sessizce önünden geçmek
|
|
|
|
| flicker |
i. 1. titreşim, titreme. 2. ufacık bir belirti: He suddenly felt a flicker of hope. Birdenbire ufacık bir umut duydu.
f. 1. (ışık/gölge) oynamak. 2. titreyen alevlerle/bir alevle yanmak. |
|
| flicker |
i.
f. titrek ve parlak ışık; geçici belirti;
f. çırpınmak; titrek yanmak. flickeringly
z. titreşerek, pırıldayarak. |
|
| flicker |
i. (zool). Amerikaya mahsus kanatlarının altı sarı renkli bir çeşit ağaçkakan. |
|
| flicker |
titrek ışıltı |
|
|