• sözlük
  • dictionary
  • wörterbuch
  • çeviri
New Layout
Text Translation
Old Layout
Web Search
WORD
     

Google Translate
WORD
     
Language selection
»
|

English » Turkish Top
foot Hear! {fʋt}
  • {N} ayak, adım, dip, etek (dağ), piyade, piyade birliği, uyak
  • {V} ödemek, hesaplamak, çıkarmak, ayak kısmını örmek
foot f. yaya yürümek, dans etmek, oynamak; (gen). up ile yekununu çıkarmak; ödemek; gitmek; yol almak, seyretmek (gemi). foot a measure dans etmek. foot it yaya gitmek. foot the bill hesabı ödemek.
foot (çoğ. feet)

i. ayak, kadem; ayak kısmı; en alçak kısım; alt, (dağ) etek, dip; temel esas; son; şiir vezin tefilesi; yaya asker, piyade; dikiş makinasında bezi düz tutan parça, ayak; yekun, tutar. foot lathe ayak tornası. foot of a mast (den). direk ıskaçası. foot of a sail (den). yelkenin altabaşosu. foot passenger yaya yolcu, yaya giden kimse. foot rot (bot). portakal ağacının gövdesine ârız olan bir hastalık herhangi bir filizin dibinde husule gelen bir hastalık. foot rule bir ayak boyunda cetvel. foot soldier piyade neferi. I wouldnt touch that with a tenfoot pole. Elimi bile sürmem. at ones feet ayağının dibinde; tesiri altında. cubic foot kübik kadem, 28,317 cm
3. off ones feet yatar vaziyette; iradesi dışında. have feet of clay dışardan görünmeyen önemli bir kusuru olmak. keep ones feet düşmemek, sarsılmamak. one foot in the grave bir ayağı çukurda. on foot yaya olarak, yürüyerek. on ones feet ayakta. put ones foot down kararlı olmak, ayak diremek. put ones best foot forward iyi bir tesir bırakmak; elinden geleni yapmak. put ones foot into it, put ones foot in ones mouth pot kırmak, gaf yapmak. set foot in girmek, ayak basmak. sit at ones feet bir kimsenin hayranı olmak, müridi olmak. square foot kadem kare, 0,0929 m
2. stand on ones own feet bağımsız olmak, kimseye muhtaç olmadan yaşamak. swift of foot ayağına tez. under foot ayak altında.
foot f.
foot çoğ. feet (fit)

i.
1. ayak.
2. (dağ/tepe için) dip.
3. (karyolanın) ayakucu.
4. fut (30,4 cm.). I wouldn´t touch that with a ten-foot pole. Ona hiç yaklaşmam. keep one´s feet düşmemek.

English » Turkish Indirect results Top
athlete's foot
  • {N} mantar, mantar: ayak mantarı
foot the bill
  • {ID} hesap: hesabı ödemek, parasını vermek
calves-foot {'kævzfʋt, 'kɑ:vzfʋt}
  • {N} paça
cat-foot
  • {V} gizlice yaklaşmak, sessizce sokulmak
cloven foot
  • {N} çatal tırnak, şeytan
club foot {,klʌb'fʋt}
  • {N} yumru ayak
foot-and-mouth disease
  • {N} hastalık: şap hastalığı
dove's foot
  • {N} turnagagası [bot.]
I've got a bad case of athlete's foot.
  • {PHR} ayak: Bulaşık bir ayak hastalığım var.
on foot
  • {ADV} yaya, yaya olarak, yayan, ayaküstü, yürüyerek, yolunda, iyileşmiş, ayağa kalkmış
put one's foot down
  • {ID} ayak diremek, yasaklamak
set foot
  • {V} ayak basmak
foot brake {'fʋtbreık}
  • {N} ayak freni
foot fault {'fʋt,fɔ:lt}
  • {N} oyunda hata (tenis)
foot (hill) {fʋt}
  • {N} etek
foot it
  • {V} yaya gitmek, yürüyerek gitmek, tepmek, dans etmek
foot-operated
  • {A} ayak: ayakla çalışan
foot passenger {'fʋt,pæsəndʒər}
  • {N} yaya yolcu
foot pools
  • {N} spor toto
foot rule
  • {N} ayar, cetvel, ölçü

Turkish » English Indirect results Top
altı foot boyunda kimse
  • {N} six-footer
altı foot uzunluğunda kimse
  • {N} six-footer
boyunda (foot)
  • {SUFF} -footer
foot hesabıyla ölçü
  • {N} footage
foot ölçüsü
  • {N} footage, foot: feet
on foot
  • {N} feet: ten feet
altı foot boyunda kimse six footer n.
altı foot uzunluğunda kimse six footer n.
foot hesabıyla ölçü footage n.
foot ölçüsü footage, feet n.
ayak (foot çoğulu, bkz. foot) feet