• sözlük
  • dictionary
  • wörterbuch
  • çeviri
Genel Arama
Çeviri
Eski Arayüz
Web Arama
KELİME
     

Google Translate
KELİME
     
Dil Seçimi
»
|

İngilizce » Türkçe Yukarı
hang Dinle! {hæŋ}
  • {N} sarkma, duruş, anlam, manâ, kullanış biçimi
  • {V} asmak, takmak, sarkıtmak, kaplamak (duvar kâğıdı), ip: ipe çekmek, sarkmak, asılı durmak, asılmak, bağlanmak, dayanmak, bağlı olmak, eğilmek, batmak
hang (f.) (hanged) asarak idam etmek .
hang (i.) duruş (etek, perde); anlam, mana, kullanılış tarzı; sarkma, asılış. get the hang of usulünü öğrenmek, manasını kavramak. not give a hang aldırmamak, umursamamak .
hang (f.) (hung) asmak; takmak; sarkıt mak; eğmek (baş); kaplamak, yapıştırmak; ABD engellemek, mani olmak (jüri kararı); asılmak, asılı olmak, sallanmak, sarkmak . hang around (k.dili) başıboş gezerek beklemek. hang back tereddüt etmek, çekinmek . hang fire zamanında ateş almamak; neticesi çıkmamak. hang heavy yavaş geçmek (zaman). hang in the balance muallâkta olmak . Hang it ! Lânet olsun ! hang on bağlı olmak; yapışmak; peşini bırakmamak. hang out sarkmak, asılmak; sarkıtmak, asmak; argo (bir yerde) vakit geçirmek, oyalanmak. hang over abanmak, sarkmak, başında olmak (iş); tehdit etmek; eskiden kalmış olmak. hang together daima beraber olmak, birbirinden ayrılmamak; birbirini tutmak. hang up geri bırakmak, ertelemek, tehir etmek; ABD kapamak (telefon). be hung up on aklı bir şeye takılmak; bir şeyin delisi olmak; tutturmak .
hang i.
1. duruş, döküm.
2. anlam; kullanılış tarzı.
3. sarkma, asılış.

İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
hang in the balance
  • {ID} askıda olmak, belirsiz olmak, karara bağlanmamak, karara bağlanmamış olmak
Don't hang up yet, please.
  • {PHR} kapatmak: Hemen kapatmayın lütfen.
I don't care a hang!
  • {INTRJ} umur: umurumda değil!, vız gelir tırıs gider!
hang about
  • {V} aylak aylak dolaşmak, gezinmek, sallanmak, üşenmek, beklemek
hang around
  • {V} aylak aylak dolaşmak, gezinmek, sallanmak, üşenmek, beklemek
hang back
  • {V} geri kalmak, sakınmak, çekinmek, duraksamak, geç çıkmak
hang behind
  • {V} geç çıkmak, geri kalmak
hang down
  • {V} sarkmak, sallanmak, asılmak, sarkıtmak
hang glider {'hæŋ,glaıdər}
  • {N} planöre bağlı uçan kimse, pilotun bağlanarak uçtuğu planör
hang on
  • {V} asmak, bekletmek (telefon), beklemek (telefon), takmak, asılmak, asılı durmak, tutunmak, dayanmak, ümidini yitirmemek, bağlı olmak, sallanmak, germek, ısrar etmek
hang on!
  • {INTRJ} dayan!, beklemek: bekle!
hang on board (disabled ship)
  • {V} askıya almak
hang on for a second!
  • {INTRJ} bir saniye bekleyin!
hang out
  • {V} asmak, sarkmak, sürtmek, takılmak, oyalanmak, vakit öldürmek, oturmak, ikamet etmek
hang over
  • {V} üzerine çökmek, üstüne gelmek, eğilmek, sürmek, devam etmek, içkinin etkisiyle rahatsız olmak
hang together
  • {V} birlikte olmak, ayrılmamak, birlikte takılmak, birbirini tutmak
hang up
  • {V} asmak, ertelemek, kapamak (telefon), telefonu kapatmak
hang up on smb.
  • {V} telefonu suratına kapamak
hang heavy
  • {V} ağır geçmek
hang on smb.'s lips
  • {ID} can kulağıyla dinlemek

Türkçe » İngilizce İlişkili Sonuçlar Yukarı
hang together
1. be connected; "In my heart I can make the world hang together".
2. be connected; "In my heart I can make the world hang together".