• sözlük
  • dictionary
  • wörterbuch
  • çeviri
New Layout
Text Translation
Old Layout
Web Search
WORD
     

Google Translate
WORD
     
Language selection
»
|

English » Turkish Top
pay Hear! {peı}
  • {N} ödeme, ücret, maaş, bedel
  • {V} ödemek, karşılığını vermek, para vermek, değmek, etmek
pay f. den. kaynamış katranla kalafat etmek.
pay i. ödeme, tediye, verme; ödenen sey, ücret, maaş; bedel, karşılık; ceza veya mükâfat. pay dirt işletme zahmetine değer miktarda maden ihtiva eden toprak; herhangi kârlı bir şey. pay office vezne dairesi. pay phone umumi telefon. be in the pay of hizmetinde olmak, emrinde çalışmak. hit veya strike pay dirt başarılı olmak.
pay f. (paid) ödemek, tediye etmek; karşılığını vermek; karlı olmak, yararlı olmak; etmek. pay as you go vakti geldiğinde derhal ödemek. pay a visit ziyaret etmek. pay in para yatırmak. pay off maaş vermek; öç almak, acısını çıkarmak; A.B.D., k.dili işe yaramak; A.B.D., (argo) rüşvet vermek. pay ones respects saygılarını sunmak. pay ones way masraflarını ödemek, borca girmemek. pay out ödemek; den. laçka etmek; kalama etmek (halat, zincir). pay the piper masrafı yüklenmek. pay through the nose fazlasıyle ödemek, burnundan fitil fitil gelmek. pay up borcunu ödemek.
pay i. ücret, maaş.

f. (paid)
1. (birine) (para, borç v.b.´ni) ödemek: Haven´t you paid him yet? Parasını daha ödemedin mi? You have to pay your taxes next month. Gelecek ay vergilerini ödemen lazım.
2. (hatanın/suçun) bedelini ödemek, cezasını çekmek: You´ll pay heavily for this. Bunu ağır ödersin.
3. -in yararına olmak: Who says crime doesn´t pay? Suç işlemenin faydasını kim inkâr edebilir ki? It´ll pay you to listen to this. Buna kulak asarsan iyi olur.
4. (bir iş) birine para getirmek; (bir işin) maaşı (belirli bir nitelikte) olmak: This job pays well. Dolgun maaşlı bir iş bu.

Turkish » English Top
pay
  • {N} share, portion, part, quota, cut, take, numerator, allocation, allotment, apportionment, concern, hand, interest, kickback, margin, moiety, proportion, quantum, shareout, slice, snack, toll, whack, quantum: quanta
pay
1. share, lot, portion.
2. equal part: Onu sekiz pay yap. Divide it into eight equal parts.
3. tailor. margin, seam allowance (left so that a garment may be let out).
4. margin (margin of safety, profit margin).
5. math. numerator.

payını almak
1. /dan/ to get (one´s) share (of).
2. to get a scolding, get told off.

pay bırakmak to leave a margin, leave a little extra (for seams or trimming).

pay biçmek /dan/
1. to put (someone) in someone else´s place: Kendinden pay biç! Put yourself in his place!
2. to measure (one thing) against (another), consider (one thing) in the light of (another).

pay etmek /ı/ to share, divide (something) up; to go shares in (something).

pay vermek /a/ (for a younger person) to talk back to, sass (an older person).
pay * share, lot, portion. * equal part. terzilik * margin, seam allowance (left so that a garment may be let out). * margin (margin of safety, profit margin). matematik * numerator.
pay apportionment
pay dividend