• sözlük
  • dictionary
  • wörterbuch
  • çeviri
New Layout
Text Translation
Old Layout
Web Search
WORD
     

Google Translate
WORD
     
Language selection
»
|

English » Turkish Top
presence Hear! {'prezəns}
  • {N} huzur, hazır bulunma, varlık, varoluş, tavır, yapı, ön, protokol görevlileri
presence i. huzur, hazır bulunma, varlık; duruş; hayal, görüntü. presence of mind serinkanlılık, soğukkanlılık. in the presence of a large company büyük bir topluluk önünde. saving your presence (eski) hâşa huzurdan, sözüm yabana, sözüm meclisten dışarı, affedersiniz. Your presencs is requested. Hazır bulunmanız rica olunur.
presence i. huzur, hazır bulunma, varlık, var olma: The test results do not indicate the presence of nitrogen. Test sonuçlarına göre nitrojen yok.
presence pres.ence prez'ıns İsim * huzur, hazır bulunma, varlık. Your presence is requested. Hazır bulunmanız rica olunur.
presence huzur, hazır bulunma, varlık; duruş; hayal, görünt

English » Turkish Indirect results Top
presence of mind
  • {N} soğukkanlılık, tehlike anında pratik zekâ
in the presence of
  • {ADV} huzurunda, kucağında
into the presence
  • {ADV} huzuruna, makamına
presence chamber {'prezəns,tʃeımbər}
  • {N} kabul salonu
saving your presence
  • {PHR} sözüm meclisten dışarı
in the presence of (birinin) önünde/yanında/huzurunda: in the presence of a large company büyük bir topluluk önünde. Don´t say that in her presence! Onun yanında söyleme! You are in the presence of the emperor. İmparatorun huzurunda bulunuyorsunuz.
make one´s presence felt varlığını hissettirmek.
presence of mind soğukkanlılık.
presence of mind aklı başında olma.
saving your presence hâşâ huzurdan, sözüm yabana, sözüm meclisten dışarı.
saving your presence hâşâ huzurdan, sözüm yabana, sözüm meclisten dışarı.
tele-presence (virtual reality) uzaktan varolma (sanal gerçeklik)
Your presence is requested. Hazır bulunmanız rica olunur.
in the presence of a large company * büyük bir topluluk önünde.
presence of mind Konuşma Dili * (zor bir dudumda kullanılan) akıl: She had the presence of mind to get under the table. Masanın altına girmeyi akıl etti.
saving your presence * hâşâ huzurdan, sözüm yabana, sözüm meclisten dışarı.
acknowledge the presence of varlığını onayla
presence chamber dinlenme odası
tele-presence (virtual reality) uzaktan varolma (sanal gerçeklik)
in the presence of huzurunda, kucağında