• sözlük
  • dictionary
  • wörterbuch
  • çeviri
New Layout
Text Translation
Old Layout
Web Search
WORD
     

Google Translate
WORD
     
Language selection
»
|

English » Turkish Top
sense Hear! {sens}
  • {N} duyu, duygu, manâ, us, his, sezme, hissetme, sağduyu, algı, anlama, bilincinde olma, anlam, amaç, niyet, düşünce, kanı, eğilim, yön
  • {V} hissetmek, algılamak, sezmek, farkında olmak, anlamak, duyarlı olmak
sense i.
1. duyu, his: the five senses beş duyu.
2. akıl, zekâ: bring

s.o. to his senses bir kimsenin aklını başına getirmek.
3. fikir, düşünce: What is your sense of yesterday´s meeting? Dünkü toplantı hakkındaki fikriniz ne?
4. anlam, mana: In what sense is he using this word? Bu sözcüğü hangi anlamda kullanıyor?
sense i.

f. duyu, his; gen çoğ. akıl, dirayet, zeki, muhakeme; şuur; fikir, karar, düşünce; anlam mana, meal, mefhum;

f. idrak etmek, sezmek; k.dili anlamak. sense impression duyunun dimağa yaptığı etki, sezgi. sense organ duyu organı. sense perception duyum. bring one to his senses bir kimsenin aklını başına getirmek. common sense aklı selim, sağduyu .in a sense bir anlamda, yani. in one sense bir anlamda, bir taraftan. keen sense keskin duyu. make sense anlamı olmak; makul olmak. make sense out of mana cıkarmak. out of his senses aklı başından gitmiş, çıldırmış. sixth sense altıncı his. take the sense of a meeting bir toplantıya hakim olan genel fikri anlamak, nabız yoklamak. the five senses beş duyu.
sense i.
1. duyu, his: the five senses beş duyu.
2. akıl, zekâ: bring

s.o. to his senses bir kimsenin aklını başına getirmek.
3. fikir, düşünce: What is your sense of yesterday´s meeting? Dünkü toplantı hakkındaki fikriniz ne?
4. anlam, mana: In what sense is he using this word? Bu sözcüğü hangi anlamda kullanıyor?
sense i.

f. duyu, his; gen çoğ. akıl, dirayet, zeki, muhakeme; şuur; fikir, karar, düşünce; anlam mana, meal, mefhum;

f. idrak etmek, sezmek; k.dili anlamak. sense impression duyunun dimağa yaptığı etki, sezgi. sense organ duyu organı. sense perception duyum. bring one to his senses bir kimsenin aklını başına getirmek. common sense aklı selim, sağduyu .in a sense bir anlamda, yani. in one sense bir anlamda, bir taraftan. keen sense keskin duyu. make sense anlamı olmak; makul olmak. make sense out of mana cıkarmak. out of his senses aklı başından gitmiş, çıldırmış. sixth sense altıncı his. take the sense of a meeting bir toplantıya hakim olan genel fikri anlamak, nabız yoklamak. the five senses beş duyu.

English » Turkish Indirect results Top
bang sense into smb.
  • {ID} düşünmesini sağlamak
sense of direction
  • {N} yön kestirme yeteneği
horse sense {'hɔ:rs,sens}
  • {N} sağduyu
sense of humor
  • {N} espri anlayışı, şakadan anlama
sense of pain
  • {N} acı hissi
sense of proportion
  • {N} göz kararı, oran kavramı
road sense
  • {N} yolda dikkatli olma, araba kullanma yeteneği
a man of sense
  • {N} sağduyulu kimse
common sense
  • {N} sağduyu, aklıselim
good sense
  • {N} sağduyu, aklıselim
make sense
  • {V} mantıklı olmak, akla uygun gelmek, anlamı olmak
take a word in the wrong sense
  • {V} ters anlamak, yanlış anlamak, yanlış anlama çekmek
talk sense
  • {V} mantıklı konuşmak, anlamlı konuşmak, saçmalamamak
sense of beauty
  • {N} güzellik anlayışı
sense of duty
  • {N} görev anlayışı
sense of hearing
  • {N} işitme duyusu
sense of locality
  • {N} yer duygusu, nerede olduğunu anlama yeteneği
sense of security
  • {N} güvenlik hissi
sense of sight
  • {N} görme duyusu
sense of smell
  • {N} koklama duyusu