İngilizce » Türkçe  |
Yukarı  |
| stake |
{steık}
- {N} kazık, direk, destek, işkence direği, örs, ortaya konan para, pot, çıkar, menfaat
- {V} kazıklarla belirlemek, kazığa bağlamak, desteklemek, bahis yapmak, riske atmak, tehlikeye atmak
|
|
|
|
| stake |
i.
f. kazık; kazığa bağlayıp yakarak öldürme; kumarda ortaya konan para: sık sık çoğ. yarışmada ödül; şansa bağlı olan şey;
f. kazığa bağlamak, kazıklarla sınırlamak; kazıklarla pekiştirmek; k.dili kumarda para koymak; tehlikeye atmak. stake a claim sahip çıkmak. stake boat kayık yarışında menzil işareti olarak bir yere bağlanan sandal. stake horse müşterek bahis tutulan yarışlarda koşturulan cins at. stake out, stake off kazıklarla işaret etmek veya bölmek; hudutlarını göstermek. be at stake tehlikede bulunmak, şansa bağlı olmak. bring to the stake yakarak idam etmek. high stakes ortaya atılan büyük miktar. perish at the stake yakılarak idam olunmak. pull up stakes işini bitirip başka yere taşınmak. We have a stake in the out come Ucu bize dokunur. |
|
| stake |
i. 1. kazık; (bitki için) ispalya, sırık, herek. 2. tic. pay, hisse: You´ll have a stake in this company. Bu şirkette senin payın olacak.
f. 1. kazığa bağlamak; sırığa/ispalyaya bağlamak. 2. off kazıklarla (bir yerin) sınırlarını belirtmek. 3. on (kumarda) (birine/bir şeye) (para) koymak. 4. on (umudu/geleceği/hayatı) (birine/bir şeye) bağlamak. |
|
| stake |
stake
steyk
İsim
* kazık; (bitki için) ispalya, sırık, herek.
Ticaret
* pay, hisse.
Fiil
* kazığa bağlamak; sırığa/ispalyaya bağlamak.
* {off} kazıklarla (bir yerin) sınırlarını belirtmek.
* {on} (kumarda) (birine, bir şeye) (para) koymak.
* {on} (umudu, geleceği, hayatı) (birine, bir şeye) bağlamak. |
|
| stake |
kazık; kazığa bağlayıp yakarak öldürme; kumarda or |
|
|
İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar |
Yukarı  |
| stake one's hopes on |
- {V} umut: umudunu bağlamak
|
|
| drive in a stake |
|
|
| have a stake in |
- {V} çıkarı olmak, menfaati olmak
|
|
| perish at the stake |
- {V} diri diri yakılmak, direğe bağlanıp yakılmak
|
|
| stake a claim |
|
|
| stake in |
- {V} kontrol altında tutmak, gözünü ayırmamak
|
|
| stake net |
- {N} dalyan, kazıklı balık ağı
|
|
| stake off |
- {V} kazıklarla belirlemek, sınırını belirlemek
|
|
| stake out |
- {V} kazıklarla belirlemek, sınırını belirlemek, kontrol altında tutmak
|
|
| stake out a claim |
- {V} sahip çıkmak, hak iddia etmek
|
|
| at stake |
1. ortada. |
|
| lose one´s stake |
(kumarda) koyduğu parayı kaybetmek. |
|
| stake out |
1. belirle. |
|
| What´s at stake? |
Bu işten ne kazanırız?/Bu işte ne kaybederiz? |
|
| lose one's stake |
* (kumarda) koyduğu parayı kaybetmek. |
|
| What's at stake? |
* Bu işten ne kazanırız?/Bu işte ne kaybederiz? |
|
| stake out |
belirle |
|
| drive in a stake |
kazık çakmak |
f. |
| have a stake in |
çıkarı olmak, menfaati olmak |
f. |
| perish at the stake |
diri diri yakılmak, direğe bağlanıp yakılmak |
f. |
|
|