| başından kaynar sular dökülme |
- {N} awakening: a rude awakening
|
|
| bulanık sular |
|
|
| keşfedilmemiş (sular) |
|
|
| sular altında bırakmak |
|
|
| taşımak (sular) |
|
|
| başından aşağı kaynar sular dökülmek |
to have a terrible shock, meet with sudden excitement. |
|
| akan sular durmak |
* to be indisputable, be beyond contradiction. |
|
| ayaklarına kara sular inmek |
ayağına/ayaklarına kara su/sular inmek
* to be exhausted from standing. |
|
| başından aşağı kaynar sular dökülme |
* to have a terrible shock, meet with sudden excitement. |
|
| iç sular |
* inland waters. |
|
| Köprülerin altından çok sular geçti |
Köprünün/Köprülerin altından çok su/sular aktı/geçti.
konuşma dili
* Many things have changed since then. |
|
| sular kararmak |
* to get dark (in the evening). |
|
| tepesinden aşağı kaynar sular dökül |
tepesinden (aşağı) kaynar su/sular dökülmek
* to be left aghast, be stunned, be knocked/thrown for a loop (by an unpleasant event). |
|
| tepesinden kaynar sular dökülmek |
tepesinden (aşağı) kaynar su/sular dökülmek
* to be left aghast, be stunned, be knocked/thrown for a loop (by an unpleasant event). |
|
| başından kaynar sular dökülme |
a rude awakening |
n. |
| bulanık sular |
troubled waters |
n. |
| keşfedilmemiş (sular) |
unplumbed |
adj. |
| sular altında bırakmak |
submerge |
v. |
| taşımak (sular) |
wash |
v. |