• sözlük
  • dictionary
  • wörterbuch
  • çeviri
New Layout
Text Translation
Old Layout
Web Search
WORD
     

Google Translate
WORD
     
Language selection
»
|

English » Turkish Top
thing Hear! {ɵıŋ}
  • {N} şey, eşya, konu, yaratık, kimse
thing i. şey, nesne; mevcudiyet; cansız şey veya madde; mahluk; çoğ. pılı pırtı, eşya; çoğ. giyecekler. do ones thing (argo) kendi istediğini yapmak. first thing hemen, derhal. make a good thing of k.dili. istifade etmek, kar etmek. see things hulyalan olmak. sure thing güvenilecek şey; tabii. the thing moda, önemli şey veya fikir. He knows a thing or two Bir iki şey biliyor. Well, of all things! Hoppalaa! They call their government, of all things, a democracy! Devlet idarelerine her şeye rağmen demokrasi diyorlar !
thing i.
1. şey, nesne: What´s that thing? O ne? How do you start the thing? Bunu nasıl çalıştırıyorsun? Get that thing out of here this minute! Onu buradan hemen çıkar!
2. şey, olay: A funny thing happened to me this morning. Bu sabah bana tuhaf bir şey oldu.
3. (soyut) şey: What a nice thing to say! Ne nazik bir söz!
4. şey, konu, mevzu: I only want to talk about two things. Sadece iki şeyden söz etmek istiyorum.
5. insan, kişi: Poor little thing! Zavallıcık!
6. giysi: Where have you put your winter things? Kışlık giysilerini nereye koydun?
7. çoğ. işler: How are things going at the office? Ofisteki işler nasıl?
8. çoğ. ilişkiler: How are things between you and İrem? İrem´le aranız nasıl?
9. çoğ. eşya: Where can I store all these things? Tüm bu eşyaları nerede saklayabilirim?
thing thing thîng İsim * şey, nesne: What's that thing? O ne? How do you start the thing? Bunu nasıl çalıştırıyorsun? * şey, olay: A funny thing happened to me this morning. Bu sabah bana tuhaf bir şey oldu. * (soyut) şey: What a nice thing to say! Ne nazik bir söz! * şey, konu, mevzu: I only want to talk about two things. Sadece iki şeyden söz etmek istiyorum. * insan, kişi: Poor little thing! Zavallıcık! * giysi: Where have you put your winter things? Kışlık giysilerini nereye koydun? Çoğul * işler: How are things going at the office? Ofisteki işler nasıl? Çoğul * ilişkiler: How are things between you and Meltem? Meltem'le aranız nasıl? Çoğul * eşya: Where can I store all these things? Tüm bu eşyaları nerede saklayabilirim?
thing şey, nesne; mevcudiyet; cansız şey veya madde; mah

English » Turkish Indirect results Top
another thing
  • {N} başka bir şey
fall back upon a thing
  • {ID} güvenmek, sığınmak
beautiful thing
  • {N} nefis şey
the done thing
  • {N} herkesçe yapılan şey, moda
the most important thing
  • {N} en önemli şey
little thing
  • {N} küçük şey
nice thing
  • {N} hoş şey
any old thing
  • {N} ne olursa olsun
do the polite thing
  • {V} görevi gereği nezaket göstermek
quite the thing
  • {A} tamamen doğru
I'll have the same thing.
  • {PHR} aynı: Aynısından alacağım.
simple thing
  • {N} kolay şey
no such thing
  • {PHR} öyle bir şey yok, alâkası yok
there is no such thing
  • {PHR} öyle bir şey yok, alâkası yok
poor thing
  • {N} zavallıcık, zavallı
tangled thing
  • {N} karışık şey
the thing
  • {N} gereken, ne lâzımsa o, doğru, moda olan şey
thing-in-itself {,ɵıŋınıt'self}
  • {N} emin olmadan kabul edilen olgu, yalnız akıl ile algılanan şey
unimportant thing
  • {N} önemsiz şey
unique thing
  • {N} benzersiz şey