Türkçe » İngilizce  |
İlişkili Sonuçlar  |
Yukarı  |
| saç |
- {N} hair, sheet iron, metal: sheet metal, tin plate
|
|
| sac |
,-cı see saç, -cı/-çı. |
|
| saç |
,-çı astr. coma, the fuzzy head surrounding the nucleus of a comet. |
|
| saç |
,-cı/-çı 1. sheet iron. 2. made of sheet iron. 3. piece of sheet iron used for cooking or baking, sheet. |
|
| saç |
,-çı hair (on a person´s head).
__ ağartmak /da/ to work on (something) for a long time.
__ına ak düşmek 1. to begin to go gray, begin to get gray-headed. 2. to be getting on in years.
__ın ak mı, kara mı, önüne düşünce görürsün. proverb Don´t bother to ask others about it; you´ll learn it yourself soon enough.
__ı başı ağarmak to grow old.
__ına başına/sakalına bakmadan (doing something) without considering that such a thing might not befit his gray hairs (his advanced age).
__ından başından utanmak to be ashamed to do something disgraceful because of one´s advanced age.
__ını başını yolmak to tear one´s hair, beat one´s breast (from grief).
__ biçimi hairdo, hair style.
__ı bitmedik yetim child who is orphaned while he´s yet a tiny baby.
__ boyası hair dye.
__larımı değirmende ağartmadım. colloq. Don´t think that I know nothing about life: I´ve lived a long time and seen a lot.
__ dökülümü med. baldness, alopecia.
__ları iki türlü olmak to get old.
__ını kestirmek to have one´s hair cut; /a/ to have (someone) cut one´s hair.
__ kurutucusu hair drier.
__ saça (baş başa) gelmek (for women) to begin to fight with each other.
__ sakal ağartmak /da/ to work on (something) for a long time.
__ sakal birbirine karışmış (someone) whose hair and beard are long and unkempt; (someone) who looks very unkempt.
__ını süpürge etmek /a/ (for a woman) to work hard to serve and please (someone).
__ teli (a) hair.
__ı uzun colloq. (a) woman.
__ı uzun aklı kısa colloq. (a) woman.
__ını yaptırmak (for a woman) to have her hair done; /a/ to have (someone) do her hair. |
|
|
Fransızca » Türkçe  |
İlişkili Sonuçlar  |
Yukarı  |
| sac |
/sak / nm torba; çuval; kese; asker çantası; yağmalama avoir le sac zengin olmak l'affaire est dans le sac çantada keklik le fond du sac işin en gizli yönü prendre qn la main dans te sac suçüstü yakalamak sac à dos sırt çantası sac à main el çantası sac à provisions alışveriş çantası sac à vin sarhoş sac de couchage uyku tulumu sac de plage plaj çantası sac de voyage seyahat çantası tirer d'un sac deux moutures bir taşla iki kuş vurmak vider son sac içini dökmek |
|
|
Türkçe » Türkçe  |
İlişkili Sonuçlar  |
Yukarı  |
| sac |
Yassi demir çelik ürünü * Bu nesneden yapilmiş diş bükey pişirme araci * Sactan yapilmiş olan |
|
|
Osmanlıca » Türkçe  |
İlişkili Sonuçlar  |
Yukarı  |
| SAC |
Hint vilâyetinde yetişen siyah ve büyük cins bir ağaç. * Geniş, yuvarlak libas. (Araplar giyerler) |
|
|
İngilizce » İngilizce  |
İlişkili Sonuçlar  |
Yukarı  |
| Sac |
See Sacs. |
n. |
| Sac |
The privilege formerly enjoyed by the lord of a manor, of holding courts, trying causes, and imposing fines. |
n. |
| Sac |
See 2d Sack. |
n. |
| Sac |
A cavity, bag, or receptacle, usually containing fluid, and either closed, or opening into another cavity to the exterior; a sack. |
n. |
|
İngilizce » Rusça  |
İlişkili Sonuçlar  |
Yukarı  |
| sac |
{sæk}
- {N} мешочек [биол.] (M), сумка [биол.] (F), киста (F), мешок (M), сак (пальто) (M)
|
|
|
Sonuclarinin bu ekranda cikmasini istemediginiz dilleri kaldirabilirsiniz. Bunu yapmak icin Ayarlar bölümümüzü ziyaret ediniz! (Dikkat! Aradığınız kelimenin sonucunu göremeyişiniz o dili devre dışı bıraktığınızdan dolayı olabilir. Tekrar etkinleştirmek için Ayarlar'a gidiniz.)
|