| CEFA |
Eziyet. Sıkıntı. Zulüm. * Bir şey yerinde durmayıp bir tarafa ayrılmak. |
|
| CEFA ENDER CEFA |
Cefa içinde cefa. Azab içinde azab veya ayrılık. |
|
| CEFA-DİDE |
f. Cefa çekmiş, cefa görmüş. |
|
| CEFA-KEŞ |
f. Eziyete dayanan, cefa çeken, acıya katlanan. |
|
| FAKR-PİŞE |
f. Fakirliğe alışmış, fakirlik içinde, muhtaçlık içinde. |
|
| HÂRİKA-PİŞE |
f. Hârikalı. Hârika işler yapan. |
|
| NEBERD-PİŞE |
f. Harb etmeyi sanat edinmiş kimse. Savaşçı. |
|
| PİSE |
f. Saksağan. * Alaca renk. |
|
| PİŞE |
f. İş, kâr. Meşguliyet. * Alışkanlık, huy, âdet. * Meslek, san'at. * "Huy edinmiş, alışmış" anlamlarına gelir ve
birleşik kelimeler yapılır. Meselâ: Hasenât-pişe $ : İyi şeyleri âdet edinmiş olan. |
|
| SAHİR-PİŞE |
f. Sihirbazlığı meslek edinmiş olan. |
|
| ŞEYTANÎ PİŞE |
f. Şeytanın yolu. Şeytana ait meşguliyet. |
|