| bien |
/byeñ / nm iyilik, hayır; mal, mülk, servet * adv iyi; oldukça, pek çok; aşağı yukarı, hemen hemen avoir du bien zengin olmak biens durables dayanıklı tüketim malları être du dernier bien avec qn araları çok iyi olmak faire du bien yararlı olmak le bien public kamu yararı pour le bien de -in iyiliği için bien deir pek çok bien loin que şöyle dursun bien mieux çok daha iyi bien plus hatta, bile; üstelik bien que rağmen, -diği halde être bien rahat olmak être bien avec arası iyi olmak si bien que öyle ki, o kadar ki |
|
| bien-aimé |
, e/byeñeme / adj+nmf en çok sevilen, gözbebeği |
|
| bien-être |
/byeñetk(õ) / nm rahatlık |
|
| bien-fondé |
/byeñfoñde / nm doğruluk, gerçeğe uygunluk; gerçeklik; haklılık; meşruluk |
|
| bien sûr |
/byeñsür / adv şüphesiz, kuşkusuz |
|
| fonds |
/foñ / nm fon; anamal, sermaye être en fonds nakit parası olmak fonds de roulement döner sermaye fonds de commerce işyeri fonds de l'Etat devlet tahvili fonds publics devlet eshamı fonds secrets örtülü ödenek Fonds monétaire international Uluslararası Para Fonu (IMF) |
|
| aussi bien |
zaten, esasen |
|
| aussi bien que |
olduğu gibi, olduğu kadar |
|
| avoir du bien |
zengin olmak |
|
| avoir la bourse bien garnie |
hali vakti yerinde olmak |
|
| avoir la langue bien pendue |
çenesi düşük olmak |
|
| bas-fonds |
[le] halkın aşağılık tabakası, ayaktakımı |
|
| bien ajusté |
vücuda sıkı yapışan |
|
| bien deir |
pek çok |
|
| bien élevé |
iyi terbiye görmüş |
|
| bien en chair |
toplu |
|
| bien entendu |
şüphesiz, elbette |
|
| bien fait |
düzgün, biçimli |
|
| bien famé |
iyi bir ün almış |
|
| bien fichu |
güzel yapılmış |
|
|