• sözlük
  • dictionary
  • wörterbuch
  • çeviri
New Layout
Text Translation
Old Layout
Web Search
WORD
     

Google Translate
WORD
     
Language selection
»
|

Ottoman » Turkish Top
CİĞER-GÛŞE f. Evlât, yavru. * Sevgili. Mâşuk.

Ottoman » Turkish Indirect results Top
AB-I CİĞER Ciğer suyu. * Göz yaşı.
BÎ-CİĞER f. Korkak, ciğersiz, yüreksiz.
CİĞER f. Ciğer. Bağır. * Keder, sıkıntı, elem. * Avaz.
CİĞER-DÂR f. Yürekli, ciğerli, cesâretli.
CİĞER-DER f. Ciğer söken, ciğer parçalıyan.
CİĞER-DÛZ f. Ciğeri delip geçen.
CİĞER-FÜRÛŞ f. Ciğerci, ciğer satan.
CİĞER-HÛN f. Ciğeri kanlı. Çok acıklı.
CİĞER-PÂRE f. Sevgili yavru, evlâd.
CİĞER-SÛZ f. Çok acı. Ciğer yakar derecesindeki teessür.
CİĞER-ŞÜKÂF f. Ciğer parçalayan. Çok acı veren.
ÇAR-GUŞE f. Dört köşe. Dört taraf. Dört yön.
GUŞE f. Köşe, kenar, bucak.
GUŞE-BEND f. Köşebent. * Ciltli kitaplarda kapağın dört köşesine yapılan süsleme.
GUŞE-GÎR f. Bir köşeye çekilen.
GUŞE-İ DEHAN Ağzın iki tarafı.
GUŞE-İ UZLET Tenha ve ıssız köşe.
GUŞE-NİŞİN f. Köşeye çekilen, münzevi, insanlardan uzaklaşan.
HEM-GUŞE f. Komşu.
LAHT-I CİĞER Ciğerden kopma.