| DEREM-SERA |
f. Para basılan yer. |
|
| DİREM-SERA |
f. Darbhâne, para basılan yer. |
|
| GAZEL-SERA |
f. Nazım şekilleri arasında gazel meydana getiren. |
|
| HÂCE-SERA |
f. Haremağası, hadımağası. |
|
| KASİDE-SERÂ |
f. Kaside söyliyen, kaside yazan. |
|
| NAĞME-SERA |
f. Türkü okuyan, şarkı söyleyen. |
|
| SERA |
Yer, toprak. Arz. * Malı çok olmak. Zengin olmak. |
|
| SERA |
f. "Şarkı söyleyen" mânasına gelir ve birleşik kelimeler yapılır. Meselâ: Nağme-serâ $ : Şarkı söyleyen,
nağme söyleyen. |
|
| SERA' |
Yay yapımında kullanılan bir ağaç cinsi. |
|
| SERA-PERDE |
f. Saray perdesi. Eskiden harem dairesinin önüne çekilen büyük perde. * Padişah çadırı, otağ. |
|