• sözlük
  • dictionary
  • wörterbuch
  • çeviri
Genel Arama
Çeviri
Eski Arayüz
Web Arama
KELİME
     

Google Translate
KELİME
     
Dil Seçimi
»
|

İngilizce » Türkçe Yukarı
bail Dinle! {beıl}
  • {N} kefil, kefalet, teminât, çember, kulp
  • {V} kefaletle serbest bırakmak, kurtarmak, emanet etmek, suyunu boşaltmak (kayık)
bail i. (tekneye giren suyu boşaltmak için kullanılan) kova, maşrapa v.b.

f.
1. tekneye giren suyu kova, maşrapa v.b. ile boşaltmak.
2. out (tekneye) giren suyu kova, maşrapa v.b. ile boşaltmak; tekneye giren (suyu) kova, maşrapa v.b. ile boşaltmak.
3. out (uçaktan) paraşütle atlamak.
4. out k. dili (zor bir durumdan) sıyrılmak/kaçmak.
bail i. huk.
1. (sanığın tahliye edilmesi için verilmesi gereken) teminat akçesi, kefalet.
2. kefaletle tahliye edilme.

f.
bail i.

f. (huk). kefil; kefalet; kefalete bağlanma; kefaletle tahliye; tahliye için kefalet, teminat;

f. bir kimseye kefalet ederek tahliyesini temin etmek; mevkufu kefile teslim etmek; emanet etmek, tevdi etmek, sorumlu olmak. bail bond kefaletname. bail out kefalet ödeyerek tahliye ettirmek. go bail ABD, argo kefalet etmek.
bail i.

f. kayıktan su boşaltmaya mahsus tas; çember kulp, halka; tente desteği; ahır bölmesi; kriket oyununda kullanılan çubuk;

f. kayığın suyunu boşaltmak. bail out tayyareden paraşütle atlamak. bailer

i. kayığın suyunu boşaltan kimse; (kriket) sipere vuran top; (huk). bir kimseye emanet para veren kimse.

İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
admit to bail
  • {V} kefaletle serbest bırakmak
allow bail
  • {V} kefaletle serbest bırakmak, kefalete izin vermek
be on bail
  • {V} kefaletle çıkmak
be out on bail
  • {V} kefalet ödeyip çıkmak, kefaletle kurtulmak
find bail
  • {V} kefil bulmak
forfeit one's bail
  • {V} kefalet hakkını kaybetmek
go bail for smb.
  • {V} kefil olmak, kefaletini ödemek
grant bail
  • {V} kefaletle serbest bırakmak, kefaleti kabul etmek
jump bail
  • {V} kefalet hakkını kötüye kullanıp kaçmak
on bail
  • {A} kefaletle çıkmış
release on bail
  • {N} kefaletle serbest bırakma
  • {V} kefaletle bırakmak, kefaletle serbest bırakmak
bail out
  • {V} kefaletle serbest bırakmak, kefaletle kurtarmak, kefaletini ödeyip kurtarmak, kurtarmak, paraşütle atlamak
bail out a company
  • {V} sermayeyi artırarak iflastan kurtarmak
bail out water
  • {V} kayığın suyunu boşaltmak
bail s.o. out birine kefalet ederek tahliyesini sağlamak.
bail s.o./s.t. out k. dili birini/bir şeyi (zor bir durumdan) kurtarmak.
go bail for -e kefil olmak.
go/stand bail for
1. (sanığın) kefaletini yatırmak.
2. (sanığa) kefil olmak.
grant s.o. bail birini kefaletle/kefaleten tahliye etmek.
jump one´s bail kefalet altındayken duruşmaya gelmemek.