• sözlük
  • dictionary
  • wörterbuch
  • çeviri
Genel Arama
Çeviri
Eski Arayüz
Web Arama
KELİME
     

Google Translate
KELİME
     
Dil Seçimi
»
|

İngilizce » Türkçe Yukarı
distress Dinle! {dı'stres}
  • {N} üzüntü, dert, acı, ızdırap, felâket, sıkıntı, haciz, tehlike (gemi)
  • {V} üzmek, acı vermek, sıkmak, endişelendirmek, haczetmek, el koymak
distress i.
1. üzüntü; acı; endişe.
2. tehlikeli bir durum, zor bir durum.

f.
1. üzmek.
2. endişelendirmek.
distress i.

f. dert, sıkıntı, üzüntü, keder, ıstırap, tehlike; (huk). borca karşllık eşyaya el konulması, haciz;

f. keder vermek, ıstırap çektirmek, sıkıntı vermek, sıkmak, felakete sürüklemek; (huk). borca karşılık bir kim senin eşyasına el koymak. distressing

s. keder verici, acıklı.
distress sıkıntı
distress dis.tress dîstres' İsim * üzüntü; acı; endişe. * tehlikeli bir durum, zor bir durum. Fiil * üzmek. * endişelendirmek.

İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
distress call
  • {N} imdat çağrısı, s.o.s
distress oneself
  • {V} canını sıkmak
distress rocket
  • {N} imdat fişeği
distress signal
  • {N} tehlike sinyali, imdat işareti
distress frequency imdat çağrı frekansı
distress signal imdat çağrı sinyali
distress wave alarm dalgası
distress wavelength alarm dalga boyu
distress call imdat çağrısı, s.o.s
distress oneself canını sıkmak
distress rocket imdat fişeği i.
distress signal tehlike sinyali, imdat işareti
distress frequency imdat çağrı frekansı [tech.]
distress signal imdat çağrı sinyali [tech.]
distress wave alarm dalgası [tech.]
distress wavelength alarm dalga boyu [tech.]