• sözlük
  • dictionary
  • wörterbuch
  • çeviri
Genel Arama
Çeviri
Eski Arayüz
Web Arama
KELİME
     

Google Translate
KELİME
     
Dil Seçimi
»
|

İngilizce » Türkçe Yukarı
do Dinle! {du:}
  • {ABBR} aynen, keza, yukarıda denildiği gibi
  • {N} dalavere, hile, dolandırıcılık, eğlenceli toplantı, parti, do [müz.]
  • {V} yapmak, etmek, tamamlamak, meydana getirmek, neden olmak, düzenlemek, temizlemek, rolünü üstlenmek, ilgilenmek, uymak, ayağını kaydırmak, dolandırmak
do f. (did, done) etmek, yapmak, eylemek; icra etmek, kılmak, ifa etmek; başa çıkmak, başarmak; tamamlamak; hazırlamak, tertip etmek; hareket etmek, davranmak; bir halde olmak; işini becermek; kafi gelmek, yetişmek; tercüme etmek; oynamak (piyes); belirli bir mesafe katetmek; fiilin anlamını ve emir cümlesini kuvvetlendirmede. I do believe you Do be quiet: soru cümlelerinde: Do you hear? olumsuz cümlelerde: I do not know do away with atmak, kaldırmak; öldürmek. do badly işini becerememek. do battle uğraşmak, mücadele etmek. do by davranmak .do for bakmak .do in argo öldürmek. do ones best elinden geleni yap- mak. do ones hair saçlarını düzeltmek veya şekil vermek. do to death öldürmek. do over again yeni baştan yapmak. do up sarmak, paket etmek; çok yormak; konserve yapmak; tamir etmek. Do tell ! Öyle mi ? Sahi mi ? do well işi iyi gitmek; iyi para kazanmak. do well by him ona iyilik etmek. do without muhtaç olmamak, -sız olmak. done to a turn olmuş, tam pişmiş. done in (A.B.D.)., k.dili yorgun, bitkin; öldürülmüş. all done up bitkin bir halde, çok yorulmuş; hepsi hazır, hepsi sanlmış. (paket vb) make do idare etmek It is not done. Yapılmaz. Yakışık almaz. have nothing to do with hiç bir ilişkisi olmamak How do you do? Nasılsınız? Nothing doing ! k.dili Asla! That will do Kafi. Yetişir. well to do zengin, hali vakti yerinde.
do i. (müz). bir gamın birinci ve son notası.
do i. (k.dili), eğlenti, toplantı. dos and donts yapılması ve yapılmaması gereken şeyler.
do do du Fiil [D] did, done * yapmak. * etmek. * başa çıkmak, başarmak. * bitirmek, tamamlamak. * hazırlamak. * davranmak. * yetmek. * becermek. * yetişmek. * düzenlemek. * (belirli bir mesafe) katetmek. * çözmek. * (bulaşık) yıkamak. auxiliary verb * [Özellikle soru cümlesi veya olumsuz cümle kurmak için bir başka fiille birlikte kullanılır:] Where does she live? O nerede oturuyor? He didn't go to school. Okula gitmedi. Did you like my new bicycle? Yeni bisikletimi beğendin mi? * [Bir başka fiili vurgular veya anlamını pekiştirir:] I really do like animals. Hayvanları gerçekten severim. Do come! N'olur gel! * [Bir başka fiil yerine kullanılır:] She speaks Spanish better than her father does. İspanyolcayı babasından daha iyi konuşur. "You tripped me up." "No, I didn't." "Bana çelme attın." "Hayır, atmadım." "Lock the front door." "I've already done it." "Ön kapıyı kilitle." "Kilitledim bile."

Türkçe » İngilizce Yukarı
do
  • {N} C, middle C, do
müz.
do mus.
1. C.
2. do.
do müzik * C. * do.
do c, middle C, do n.