İngilizce » Türkçe  |
Yukarı  |
| game |
{geım}
- {A} cesur, yiğit, hevesli, hazır, sakat, topal, aksak
- {N} oyun, maç, eğlenme, şaka, dolap, meslek, av hayvanı, av eti
- {V} kumar oynamak
|
|
|
|
| game |
i oyun, eğlence; spor; oyun partisi, parti; plan, tertip; av, şikâr; av eti game bird av kuşu game fish yakala nınca direnen balık game laws av hu kuku game theory (oyun, savaş, tica rette) matematik hesap ile en isabetli hareket tarzını tespit etme game of chance kumar be off one,s game oynaya cak halde olmamak make game of alay etmek, eğlenmek play the game usule göre oynamak, iyi sporcu olmak The game is up Plan suya düştü |
|
| game |
s gözüpek, yiğit, cesur; av hay vanlarına ait gamely z cesurca game ness i yiğitlik, yüreklilik |
|
| game |
s, k dili topal, sakat |
|
| game |
i. 1. oyun, eğlence; spor. 2. oyun, karşılaşma; (bazı oyunlarda) parti. 3. av hayvanı, av. 4. k. dili iş, faaliyet; meslek. |
|
|
İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar |
Yukarı  |
| ball game |
- {N} top oyunu, beysbol, durum, vaziyet, iş
|
|
| big game |
|
|
| big game hunting |
|
|
| black game |
|
|
| game of cards |
|
|
| card game |
|
|
| game of chess |
|
|
| confidence game |
- {N} dolandırıcılık, üçkâğıtçılık
|
|
| play a double game |
- {ID} ikili oynamak, çift taraflı oynamak, iki tarafı da idare etmek
|
|
| I would like an electronic game. |
- {PHR} elektronik: Elektronik oyun rica ediyorum.
|
|
| end game |
{'endgeım}
|
|
| fair game |
- {N} yasak olmayan av, çantada keklik, meşru hedef
|
|
| electronic game |
- {N} oyun: elektronik oyun
|
|
| give the game away |
- {ID} satmak (arkadaşlarını), ihanet etmek
|
|
| I'd like a game for a small child. |
- {PHR} oyun: Küçük çocuk için oyun arıyorum.
|
|
| I would like an interesting game for a boy. |
- {PHR} oyuncak: Erkek çocuğu için ilgi çekici bir oyuncak arıyorum.
|
|
| make a game of |
- {V} alay etmek, gırgıra almak
|
|
| play a good game |
|
|
| When does the game begin? |
- {PHR} oyun: Oyun kaçta başlayacak?
|
|
| game away |
|
|
|
|