Türkçe » İngilizce  |
Yukarı  |
| ilerlemek |
1. to go forward, move ahead, advance. 2. to progress, improve, advance. 3. to increase, grow; to advance, progress. 4. to be well into (a period of time): Gece bir hayli ilerlediğinde şarkı söylemeye başladı. When the night was well advanced he began to sing. 5. (for time) to pass, get on: Vakit ilerliyor. Time´s getting on. 6. (for a timepiece) to gain time. 7. (for a disease) to get progressively worse; to spread. |
|
|
|
| ilerlemek |
* to go forward, move ahead, advance.
* to progress, improve, advance.
* to increase, grow; to advance, progress.
* to be well into (a period of time):
Gece bir hayli ilerlediğinde şarkı söylemeye başladı.
When the night was well advanced he began to sing.
* (for time) to pass, get on.
* (for a timepiece) to gain time.
* (for a disease) to get progressively worse; to spread. |
|
| ilerlemek |
advance |
|
| ilerlemek |
approach |
|
| ilerlemek |
draw |
|
|
Türkçe » İngilizce İlişkili Sonuçlar |
Yukarı  |
| ağır ilerlemek |
|
|
| akıntıya karşı ilerlemek |
|
|
| aynı tempoda ilerlemek |
|
|
| beleşten ilerlemek |
|
|
| çabuk ilerlemek |
- {N} progress: make rapid progress
|
|
| çamurda ilerlemek |
|
|
| dalga dalga ilerlemek |
|
|
| engellere rağmen ilerlemek |
|
|
| güçlükle ilerlemek |
- {V} scramble, plough through, plow through, plough
|
|
| karşı ilerlemek |
|
|
| sağlam adımlarla ilerlemek |
|
|
| sıyrılarak ilerlemek |
|
|
| solucan gibi kıvrılarak ilerlemek |
|
|
| sürünerek ilerlemek |
- {V} creep, scramble, slither
|
|
| topluca ilerlemek |
|
|
| yavaş ilerlemek |
|
|
| yol boyunca ilerlemek (araba) |
|
|
| zorla ilerlemek |
- {V} plough through, plow through, wade
|
|
| dev adımlarıyla ilerlemek |
* to make great strides. |
|
| kazarak ilerlemek |
burrow |
|
|
|