• sözlük
  • dictionary
  • wörterbuch
  • çeviri
New Layout
Text Translation
Old Layout
Web Search
WORD
     

Google Translate
WORD
     
Language selection
»
|

English » Turkish Top
indulge Hear! {ın'dʌldʒ}
  • {V} memnun etmek, boyun eğmek, hoşgörmek, şımartmak, yüz vermek, izin vermek, haz almak, zevk almak, tutulmak, içmek, sigara içmek
indulge f. iptila göstermek; teslimiyet göstermek; kendini vermek, müptela olmak, düşkünlük göstermek; müsamaha etmek, mühleti uzatmak.
indulge f.
1. (sakınılması gereken bir şeye) teslim olmak: She indulged her desire for candy. Şeker yeme arzusuna yenildi.
2. in kendine bir şey yapma izni vermek: I haven´t indulged in a cigarette for a week. Bir haftadır sigaradan uzak duruyorum.
3. (arzu, rica v.b.´ni) yerine getirmek.
4. -e yüz vermek: Don´t indulge that naughty child. O yaramaz çocuğa yüz verme.
5. k. dili içki içmek.
indulge in.dulge înd^lc' Fiil * (sakınılması gereken bir şeye) teslim olmak: She indulged her desire for candy. Şeker yeme arzusuna yenildi. * {in} kendine bir şey yapma izni vermek: I haven't indulged in cigarettes for a week. Bir haftadır sigaradan uzak duruyorum. * (arzu, rica v.b.'ni) yerine getirmek. * -e yüz vermek: Don't indulge that naughty child. O yaramaz çocuğa yüz verme.
indulge iptila göstermek; teslimiyet göstermek; kendini ve