• sözlük
  • dictionary
  • wörterbuch
  • çeviri
Genel Arama
Çeviri
Eski Arayüz
Web Arama
KELİME
     

Google Translate
KELİME
     
Dil Seçimi
»
|

İngilizce » Türkçe Yukarı
plant Dinle! {plænt}
  • {N} bitki, dikme, tesis, işletme, fabrika, malzeme: malzemeler, demirbaş, dolandırıcılık, hile, ihbarcı, fidan
  • {V} dikmek, ekmek, koymak, yeşillendirmek, ağaçlandırmak, kurmak, dikmek (bitki), ağaç olmak, kök salmak, aşılamak (fikir), indirmek, yapıştırmak, çarpmak, vurmak, adam koymak, saklamak, gizlemek, yüklemek, yutturmak, bırakmak
plant i. bitki, ot; fabrika, atelye; bir kurumun malı olan bina veya arazi; demir baş; teçhizat; (argo) hile oyun, tuzak; şakşakçı; seyircilerin arasında oturup rol ya- pan oyuncu; hikâyede sonradan etkisini gösteren belirsiz bir kısım. plant louse yaprak biti; bitkilere musallat olan bit., zool. Chermus sensitive plant kuseğen, küstümotu, bot. Mimosa pudica.
plant f. dikmek, ekmek; kurmak, tesis etmek; tohumlarını atmak (fikir); denize balık tohumu ekmek; bahçe yapmak; mevzilendirmek; iskân etmek, yerleştirmek; (argo) aşketmek, indirmek, yapıştırmak (tokat); yutturmak. plant oneself dikilmek. plant out fideleri saksı veya limonluktan çıkararak toprağa dikmek.
plant i.
1. bitki, ot.
2. fabrika.
3. demirbaş.
4. teçhizat.
5. argo hile, oyun, tuzak.
6. şakşakçı.
7. seyircilerin arasında oturup rol yapan oyuncu.

f.
1. (bitki) dikmek; (tohum) ekmek: Villagers planted those plane trees. O çınarları köylüler dikti.
2. (direk) dikmek: He planted the stake in the ground. Kazığı yere dikti.
3. kurmak: The English planted colonies in North America. İngilizler Kuzey Amerika´da sömürgeler kurdu.
4. in (polisi/bombayı) gizlice (bir yere) yerleştirmek: They planted spies in the intelligence organization. İstihbarat örgütüne ajanlar yerleştirdiler.
5. -i yerleştirmek: He planted his foot on the second step. Ayağını ikinci basamağa yerleştirdi.
6. in -e (fikir) aşılamak, (kafasına) (fikir) sokmak.
7. argo in/on -e (tokat) indirmek, -e (tokadı) yapıştırmak.
plant plant plänt İsim * bitki, ot. * fabrika. * demirbaş. * teçhizat. slang * hile, oyun, tuzak. * şakşakçı. * seyircilerin arasında oturup rol yapan oyuncu. Fiil * dikmek, ekmek: Villagers planted those plane trees. O çınarları köylüler dikti. He planted the stake in the ground. Kazığı yere dikti. * kurmak: The English planted colonies in North America. İngilizler Kuzey Amerika'da sömürgeler kurdu. * yerleştirmek: They planted spies in the intelligence organization. İstihbarat örgütüne ajanlar yerleştirdiler. He planted his foot on the second step. Ayağını ikinci basamağa yerleştirdi. * {in} -e (fikir) aşılamak, (kafasına) (fikir) sokmak. slang * {in/on} -e (tokat) indirmek, -e (tokadı) yapıştırmak.

İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
assembly plant
  • {N} montaj fabrikası
atomic power plant
  • {N} atom enerji santrali
bedding plant
  • {N} dikilebilir fide, dikmeye hazır fidan
cooling plant
  • {N} soğutma tesisi
flowering plant
  • {N} çiçek açan bitki
house plant {'haʋsplænt}
  • {N} ev bitkisi
humble plant
  • {N} küstümotu
indigo plant
  • {N} çivitotu
ice plant
  • {N} buz çiçeği
in-plant {'ınplænt}
  • {A} fabrika içi
musk plant
  • {N} misk otu
pilot plant
  • {N} pilot işletme, deneme amaçlı fabrika
cold-storage plant
  • {N} buzhane
electric plant
  • {N} santral: elektrik santralı
foliage plant
  • {N} süs bitkisi
racking plant
  • {N} şişe doldurma aracı
plant engineer
  • {N} işletme mühendisi
plant food
  • {N} gübre
plant-house
  • {N} sera
plant louse {'plæntlaʋs}
  • {N} fidanbiti, kırmız böceği, ağaç biti