English » Turkish  |
Top  |
| poke |
{pəʋk}
- {N} dürtme, dürtüş, uyuşuk tip, mıymıy tip, ağırkanlı kimse, torba, çuval
- {V} dürtmek, sokmak, karıştırmak, kurcalamak, itelemek, dürtüklemek, araştırmak, aramak
|
|
|
|
| poke |
i. k. dili kesekâğıdı. |
|
| poke |
i. bot. 1. şekerciboyasının yeni çıkan yaprakları. 2. şekerciboyası. |
|
| poke |
i. dürtme.
f. 1. dürtmek. 2. yavaş gitmek. 3. İng., kaba sikmek. |
|
| poke |
f. dürtmek, saplamak, dirsek vurmak; uzatmak, sokmak; dolaşıp bir şey araştırmak; karıştırmak; aylak aylak dolaşmak; ağır davranmak. poke fun at (bir kimse ile) alay etmek. poke one in the ribs bir kimsenin böğrünü dürtüklemek. poke ones nose into something bir işe burnunu sokmak. |
|
|
Turkish » English  |
Top  |
| poke |
poke |
|
| poke |
poke |
[tech.] |
|
English » Turkish Indirect results |
Top  |
| poke one's nose into |
- {ID} burnunu sokmak, karışmak
|
|
| buy a pig in a poke |
- {ID} körü körüne almak, görmeden almak
|
|
| poke about |
- {V} el yordamıyla aramak, oraya buraya bakınmak
|
|
| poke and pry |
|
|
| poke bonnet |
- {N} siperli kadın şapkası
|
|
| poke fun |
|
|
| poke fun at smb. |
|
|
| poke up |
- {V} karıştırmak, kurcalamak
|
|
| buy a pig in a poke |
bir şeyi görmeden satın almak. |
|
| buy a pig in a poke |
k. dili malı görmeden satın almak; körü körüne alışveriş etmek. |
|
| make fun of/poke fun at |
(bir kimse) ile alay etmek. |
|
| poke about/around in |
(bir yerde) (bir şeyi aramak veya merakını gidermek için) etrafı karıştırmak: What are you doing poking around in here? Etrafı ne karıştırıyorsun? |
|
| poke along |
aylak aylak dolaşmak. |
|
| poke one´s nose in/into |
-e burnunu sokmak. |
|
| poke one´s nose into s.t. |
bir işe burnunu sokmak. |
|
| poke out of |
-den çıkmak. |
|
| poke s.t. at |
bir şeyi -e uzatmak. |
|
| poke s.t. out |
bir şeyi -den dışarı uzatmak/çıkarmak. |
|
| poke sallet |
k. dili 1. şekerciboyasının yeni çıkan yaprakları. 2. bu yapraklarla yapılan bir yemek. |
|
| buy a pig in a poke |
* hiç görmeden almak; hiç kontrol etmeden almak. |
|
|
|