İngilizce » Türkçe  |
Yukarı  |
| relieve |
{rı'li:v}
- {V} rahatlatmak, dindirmek, hafifletmek, kurtarmak, teselli vermek, avutmak, içini rahatlatmak, nöbeti devralmak, yardım yapmak, sadaka vermek, renk katmak, belirginleştirmek, dikkat çekmesini sağlamak, çare bulmak, kabartma yapmak, torna etmek
|
|
|
|
| relieve |
f. 1. gönlünü ferahlatmak. 2. kurtarmak. 3. nöbetini devralmak. |
|
| relieve |
f. gönlünü ferahlatmak, sıkıntısını hafifletmek veya defetmek; kurtarmak, yardım etmek; nöbetini devralmak, yerine nöbete girmek; renk katarak güzellik vermek; hakkını vermek. relieve oneself dışan çıkmak. relievable
s. yardım edilir, hafifletilir. |
|
| relieve |
f. 1. gönlünü ferahlatmak. 2. kurtarmak. 3. nöbetini devralmak. |
|
| relieve |
f. gönlünü ferahlatmak, sıkıntısını hafifletmek veya defetmek; kurtarmak, yardım etmek; nöbetini devralmak, yerine nöbete girmek; renk katarak güzellik vermek; hakkını vermek. relieve oneself dışan çıkmak. relievable
s. yardım edilir, hafifletilir. |
|
|
İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar |
Yukarı  |
| relieve oneself |
|
|
| relieve one's feelings |
- {V} içini boşaltmak, ferahlamak
|
|
| relieve one's mind |
- {V} kafasını rahatlatmak, rahatlatmak, moral vermek, endişelerini gidermek
|
|
| relieve of |
kurtar |
|
| relieve one's feelings |
içini boşaltmak, ferahlamak |
|
| relieve one's mind |
kafasını rahatlatmak, rahatlatmak, moral vermek, endişelerini gidermek |
f. |
| relieve oneself |
ihtiyacını gidermek |
|
|
|