• sözlük
  • dictionary
  • wörterbuch
  • çeviri
Genel Arama
Çeviri
Eski Arayüz
Web Arama
KELİME
     

Google Translate
KELİME
     
Dil Seçimi
»
|

İngilizce » Türkçe Yukarı
solid Dinle! {'sɒlıd}
  • {A} katı, sert, sağlam, metin, som, masif, güvenilir, tek parça, yekpare, birbirine bağlı, birlik olan, sağlam karakterli, tam, eksiksiz, bütün, kübik, cisimsel, mükemmel, türdeş, aynı türden, koyu
  • {N} katı cisim, üç boyutlu cisim, üç boyutluluk
solid s.
1. katı, sıvı olmayan.
2. som (metal); masif (ağaç/tahta); yekpare ve içi dolu (madde).
3. tam, kesintisiz, aralıksız, fasılasız.
4. sağlam, dayanıklı.
5. sağlam, güvenilir; muteber.
6. geom. katı.

i. katı, katı madde.
solid s.

i. katı; sağlam; som; pek, sıkı, yoğun; kesiksiz; bütün, tam; gerçek; birleşik; üç boyutlu; güvenilir, devamlı, kesintisiz, fasılasız;

i. katı madde; üç boyutluluk. solid comfort ciddi ve sürekli rahat. solid food katı yiyecek. solid geometry uzay geometri. solid measure katı cisimlere mahsus ölçü birimi, oylum ölçüleri. a solid hour tam bir saat. a solid man sağlam adam. be solid for ittifakla bir kimsenin tarafını tutmak. solidity

i. katılık; metanet, kuvvet, sağlamlık. solidly

z. oy birliğiyle, ittifakla; sağlam. solidness

i. katılık; sağlamlık.
Solid Dolu
Solid Düz Çizgi

Türkçe » İngilizce Yukarı
solid solid
solid solid [med.]

İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
a solid blow
  • {N} sağlam vuruş, sert yumruk
solid paraffin
  • {N} mum
booked solid
  • {A} tamamen dolu, hiç yer kalmamış
Please show me a tie in a solid color.
  • {PHR} koyu: Koyu renk bir kravat gösterin lütfen.
solid build
  • {N} sağlam bina
solid geometry
  • {N} uzay geometrisi, üç boyutlu cisimler geometrisi
solid gold
  • {N} som altın
solid-hoofed {'sɒlıdhʋft}
  • {A} tırnaklı: sert tırnaklı, toynaklı
solid lubricant
  • {N} katı yağ
solid meal
  • {N} doyurucu öğün, sağlam yemek
solid measure
  • {N} katı hacim ölçüsü
solid-state {'sɒlıd,steıt}
  • {A} katı haldeki, katılarla ilgili
solid-state chemistry
  • {N} katı durum kimyası
solid-state physics
  • {N} katı cisimler fiziği
solid waste
  • {N} katı atık
solid-drawn tube
  • {N} çekme: som çekme boru
a solid vote
  • {N} oybirliği, oybirliği ile kabul etme
Solid B/W Kesin S/B
Solid Black and White Kesin Siyah ve Beyaz
solid bond doğrudan bağlama (kablo)