İngilizce » Türkçe  |
Yukarı  |
| train |
{treın}
- {N} kuyruk (elbise, kuş, yıldız), tren, dizi, katar, sıra, maiyet, kafile, kervan
- {V} eğitmek, yetiştirmek, alıştırmak, terbiye etmek, antrenman yapmak, sürüklemek, nişan almak, doğrultmak (silah), alıştırma yapmak
|
|
|
|
| train |
i.
f. tren, katar; saf; refakatçiler, maiyet; yerde sürünen uzun etek; silsile, takım, sıra, düzenli durum; sıra halinde barut; hayvanı tuzağa çekmek için sıralanmış yem;
f. alıştırmak, öğretmek, talim ettirmek; ehlileştirmek; dalları kazık veya duvara bağlayıp istenilen biçime getirmek (ağaç veya fidan); nişan almak (top); talim etmek; idare etmek; pehriz ile yarışa hazırlanmak; talim görmek. train dispatcher tren hareket memuru. train down zayıflama rejimi yap mak. train oil balinadan alınan yağ. train shed vagonların muhafaza edildiği depo. train up yetiştirmek, terbiye etmek. trained eye alışkın göz. trained nurse diplomalı hastabakıcı, hemşire. half trained yarı eğitilmiş. over trained luzumundan fazla ve zararlı olacak derecede eğitilmiş. trainable
s. talim olunabilir, eğitilebilir, alıştırılabilir, terbiyesi mümkün. |
|
| train |
i. 1. tren. 2. katar; kafile. 3. çok uzun bir eteğin yerde sürünen kısmı. 4. dizi, silsile, zincir: A long train of events has brought us to this juncture. Bu vardığımız noktanın ardında uzun bir olaylar zinciri var. |
|
| train |
f. 1. eğitmek, terbiye etmek, yetiştirmek. 2. antrenman/idman yapmak. 3. on (ateşli silah, fotoğraf makinesi, projektör v.b.´ni) -e çevirmek, -e yöneltmek. 4. (bir bitkiyi) (belirli bir yöne doğru/belirli bir biçimde) büyütmek: You ought to train a magnolia against that wall. O duvarı bir manolyayla kaplamalısın. |
|
| train |
train
treyn
İsim
* tren.
* katar; kafile.
* çok uzun bir eteğin yerde sürünen kısmı.
* dizi, silsile, zincir. |
|
|
İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar |
Yukarı  |
| boat train |
- {N} vapur bağlantılı tren
|
|
| Is the dining car at the front or rear of the train? |
- {PHR} vagon: Yemekli vagon trenin önünde mi arkasında mı?
|
|
| commuter train |
|
|
| What train connections are there to New York? |
- {PHR} bağlantı: New York'a hangi tren bağlantıları var mı?
|
|
| corridor train |
- {N} vagonlara geçilebilen tren
|
|
| Is this the current train schedule? |
- {PHR} şu: Bu şu anda kullanılan tren tarifesi mi?
|
|
| the doomed train |
- {N} kaderine terkedilmiş tren
|
|
| downtown train |
- {N} şehir merkezine giden tren, iş merkezine giden tren
|
|
| Is that an express train? |
- {PHR} ekspres: Bu tren ekspres mi?
|
|
| freight train |
|
|
| goods train |
|
|
| get on the gravy train |
- {ID} kolay para kazanmak, kolayca yükselmek, köşe dönmek
|
|
| mule train |
|
|
| passenger train |
|
|
| ride in a train |
- {V} trene binmek, trenle gitmek
|
|
| shuttle train |
{'ʃʌtəl,treın}
- {N} aynı hatta gidip gelen tren
|
|
| Where is the nearest train station? |
- {PHR} istasyon: En yakın tren istasyonu nerede?
|
|
| Does the train make any stops on the way? |
- {PHR} duraklama: Bu tren yolda duraklama yapıyor mu?
|
|
| accommodation train |
- {N} katar: dilenci katarı, tren: her istasyonda duran tren
|
|
| armored train |
|
|
|
Türkçe » İngilizce İlişkili Sonuçlar |
Yukarı  |
| bullet train |
1. a high-speed passenger train. 2. a high-speed passenger train. |
|
|
|