• sözlük
  • dictionary
  • wörterbuch
  • çeviri
Genel Arama
Çeviri
Eski Arayüz
Web Arama
KELİME
     

Google Translate
KELİME
     
Dil Seçimi
»
|

İngilizce » Türkçe Yukarı
unable Dinle! {ʌn'eıbəl}
  • {A} elinden gelmez, yapamıyacak durumda, gücü yetmez, aciz
unable s. yapamaz, -mez, iktidarsız, aciz; beceriksiz.
unable s.
1. yapamaz, elinden gelmez.
2. beceriksiz.
Unable olanaksız
unable un.a.ble ^ney'bıl Sıfat * yapamaz, elinden gelmez. * beceriksiz.

İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar Yukarı
be unable to breath
  • {V} soluğu kesilmek
be unable to contain oneself for
  • {V} içi içine sığmamak, yerinde duramamak
be unable to pull
  • {V} çekememek
be unable to sleep
  • {V} gözüne uyku girmemek
be unable to slow down
  • {V} hız: hızını alamamak
be unable to stop oneself
  • {V} hız: hızını alamamak
be unable to take
  • {V} çekememek
be unable to tolerate
  • {V} çekememek
be unable to help
  • {V} elinde olmamak
unable to work
  • {A} çalışamayacak durumda
be unable to -ememek, -amamak, -den âciz olmak: She was unable to come. Gelemedi. I am unable to make the decision by myself. Kararı yalnız başıma vermekten âcizim.
be unable to bear/stand the sight of -i hiç çekememek, -e hiç tahammül edememek.
be unable to get a word in edgewise karşısındakinin fazla konuşmasından dolayı ağzını açamamak.
Disk full--unable to complete save operation Disk dolu--kayıt işlemi tamamlanamıyor
Unable to Create Map Harita Yaratılamıyor
Unable to open file %s. Access denied %s dosyası açılamıyor. Erişim engellendi
Unable to open file %s. General failure %s dosyası açılamıyor. Genel hata
Unable to open file %s. Sharing violation %s dosyası açılamıyor. Paylaşım hatası
be unable to * -ememek, -amamak, -den âciz olmak: She was unable to come. Gelemedi. I am unable to make the decision by myself. Kararı yalnız başıma vermekten âcizim.
be unable to bear the sight of * -i hiç çekememek, -e hiç tahammül edememek.