• sözlük
  • dictionary
  • wörterbuch
  • çeviri
New Layout
Text Translation
Old Layout
Web Search
WORD
     

Google Translate
WORD
     
Language selection
»
|

English » Turkish Top
use Hear! {ju:s}
  • {N} kullanım, faydalanma, kullanma, fayda, menfaat, yarar, alışkanlık, adet, kullnım hakkı, amaç
use Hear! {ju:z}
  • {V} kullanmak, faydalanmak, yararlanmak, davranmak, muamele etmek, adet edinmek, yapmış olmak
use f.

i. kullanmak: davranmak: alışmak:

i. kullanma: kullanılır durumda olma; amaç; âdet; huk. kullanma, intifa hakkı. have no use for gereksememek; k.dili. aşağı görmek. have the use of kullanma hakkı olmak. make use of kullanmak out of use geçersiz, kullanılmayan. use bad language küfür etmek. use up tüketmek, harcamak.
use i.
1. kullanma, kullanım.
2. kullanma hakkı: She has the use of a helicopter belonging to her company. Şirketine ait helikopteri kullanma hakkı var.
3. yarar, fayda: There is no use in your arguing with him; he won´t change his mind. Onunla tartışmanın yararı yok; fikrini değiştirmeyecek.
4. alışkı, âdet.
use f.
1. kullanmak: He used the money to buy a new car. Parayı yeni bir otomobil almak için kullandı.
2. tüketmek, kullanmak: We used two bars of soap last week. Geçen hafta iki kalıp sabun tükettik.
3. (birini) kullanmak, sömürmek, istismar etmek: They used her for their own ends. Onu kendi amaçlarına ulaşmak için kullandılar.
4. davranmak: He uses people badly. İnsanlara kötü davranıyor.
5. (sigara, içki v.b.´ni) içmek, kullanmak: He´s using drugs. Uyuşturucu kullanıyor.
6. up tüketmek, harcamak.
7. to Geçmiş zaman ekiyle kullanılır. Geniş zamanın hikâyesini gösterir: He used to go there every week. Eskiden her hafta oraya giderdi. He used to be a farmer. Eskiden çiftçiydi.