• sözlük
  • dictionary
  • wörterbuch
  • çeviri
New Layout
Text Translation
Old Layout
Web Search
WORD
     

Google Translate
WORD
     
Language selection
»
|

English » Turkish Top
within Hear! {wıð'ın}
  • {ADV} içeri, içinde, içeriye, içeride, içeriden, içinden, için için
  • {N} iç, iç kısım
  • {PREP} içinde, zarfında, kapsamında, dahilinde
within z.
1. içeride; içeriye: They painted the house within and without. Evin hem içerisini, hem dışarısını boyadılar. Inquire within. İçeriye müracaat edin.
2. içinde; içinden: Although outwardly calm, he was cursing within. Dıştan sakin görünmekle birlikte içinden küfrediyordu.
within z. (edat),

i. içeride, içeriden; dahilen, derunen ; zihnen; yürekten; evde; içinde, dahilinde; (edat) zarfında, içinde, sınırları içinde;

i. iç. His heart sank within him. Bütün ümitleri kırıldı. He lives within his income. Gelirine uygun bir şekilde yaşar. The car skidded to within a meter of the baby before it stopped. Araba kayarak bebeğe bir metre kala durabildi.
within with.in wîdhîn' Zarf * içeride; içeriye: They painted the house within and without. Evin hem içerisini, hem dışarısını boyadılar. Inquire within. İçeriye müracaat edin. * içinde; içinden: He was calm without but cursing within. Dıştan sakin görünüyordu, fakat içinden küfrediyordu. partical * (belirli bir zaman) içinde: They'll be here within an hour. Bir saat içinde burada olacaklar. * (belirli bir mesafe) yakınlıkta, içinde: We're within a kilometer of the river. Nehre bir kilometre yakınlıktayız. * (belirli sınırlar veya belirli bir bünye) içinde: You have to work within these conditions. Bu şartlar içinde çalışmaya mecbursun. They don't live within their income. Gelirleriyle orantılı bir şekilde yaşamıyorlar. It's like an empire within an empire. İmparatorluk içinde bir imparatorluğa benziyor.
within (edat), içeride, içeriden; dahilen, derunen ; zih