İngilizce » Türkçe  |
Yukarı  |
| yore |
{jɔ:r}
|
|
|
|
| yore |
i. |
|
| yore |
i. geçmiş zamanlar. of yore eski zamanlarda olan. in days of yore bir varmış bir yokmuş. |
|
| yore |
yore
yôr
İsim
·[bakınız]
"of yore"
"in days of yore" |
|
| yore |
geçmiş zamanlar. of yore eski zamanlarda olan. in |
|
|
Türkçe » İngilizce  |
Yukarı  |
| yöre |
|
|
| yöre |
area around or near (someone, something); neighborhood, vicinity, environs, region: Kadıköy ve yöresi Kadıköy and the places near it. Sarıyer yöresinde in the vicinity of Sarıyer. Yöresini sardılar. They surrounded him. |
|
| yöre |
* area around/near (someone/something); neighborhood, vicinity, environs, region:
Kadıköy ve yöresi
Kadıköy and the places near it.
Sarıyer yöresinde
in the vicinity of Sarıyer.
Yöresini sardılar.
They surrounded him. |
|
| yöre |
territory |
|
| yöre |
locality |
|
|
İngilizce » Türkçe İlişkili Sonuçlar |
Yukarı  |
| in days of yore |
- {ADV} eskiden, bir zamanlar, vaktiyle
|
|
| of yore |
|
|
| in days of yore |
çok eskiden. |
|
| of yore |
1. çok eskiden: Here lived of yore an archduchess. Çok eskiden burada bir arşidüşes yaşardı. 2. eski zaman, eski: I miss those Bairams of yore. O eski bayramları özlüyorum. |
|
| in days of yore |
* çok eskiden. |
|
| of yore |
* çok eskiden:
Here lived of yore an archduchess.
Çok eskiden burada bir arşidüşes yaşardı.
* eski zaman, eski:
I miss those bookshops of yore.
O eski zaman kitabevlerini özlüyorum. |
|
| in days of yore |
eskiden, bir zamanlar, vaktiyle |
zf. |
| of yore |
eskiden |
|
|
Türkçe » İngilizce İlişkili Sonuçlar |
Yukarı  |
| kırsal yöre halkı |
|
|
| yöre sakini |
|
|
| kırsal yöre halkı |
countryside |
n. |
| yöre sakini |
local |
n. |
| bölge, yöre, alan |
zone |
[elec.] |
|
|