| BEZM-İ SAFÂ |
Safâ meclisi, eğlence meclisi. |
|
| FEYZ-İ SAFÂ |
Neşenin feyzi, safânın bolluğu. |
|
| HUZ MÂ SAFÂ, DA'MÂ KEDER |
"Safâ olanı al, keder vereni bırak", "Allahın müsaadesi olan ve neticesi safâ veren şeyi al, sonu keder
vereni bırak", "İyisini al, kötüsünü bırak" meâlindedir. |
|
| SAFA |
Gönül şenliği, eğlence. * Duru olmak, itmi'nan ve meserret üzere olmak. Temiz, sâfi olmak. * Hava açık ve
ayaz olmak. * Mekke-i Mükerreme'de bir yerin ismi. |
|
| SAFA |
Yüzü beyaz olan düz taş. |
|
| SAFA-BAHŞ |
f. Eğlendiren, rahatlandıran, kederi def'eden, hatırı hoş eden. |
|
| SAFA-CU |
(C.: Safacuyân) f. Rahat ve eğlence arıyan. |
|
| SAFA-ENGİZ |
Safa koparan. Neşe, sevinç yapan. |
|
| SAFA-YI GÜLŞEN |
Gülşen safası. Gül bahçesi eğlencesi. |
|
| SAFA-YI SADR |
f. Gönül şenliği, kalbin itmi'nan ve sevinç içerisinde olması, meserret üzere olmak. |
|
| YÂRÂN-I SAFÂ |
Zevk ve eğlence ile vakit geçiren dostlar. Safâ dostları. |
|
|